DENEME BLOGU
  • Home
  • Download
  • Social
  • Features
    • Lifestyle
    • Sports Group
      • Category 1
      • Category 2
      • Category 3
      • Category 4
      • Category 5
    • Sub Menu 3
    • Sub Menu 4
  • Contact Us

Karesi Ekspresi (İzmir Balıkesir treni) seyahat bilgileri
Nasıl bir trenle seyahat edeceğim? TCDD dizel lokomotif + yolcu vagonları
Seçeneklerim neler? Pulman vagon (2+1)
Trende yemek var mı? Yemek hizmeti yok
İzmir (Basmane) ile Balıkesir arası mesafe ne kadar? 240 km
İzmir (Basmane) ile Balıkesir arası seyahat ne kadar sürer? 5 saat
Bileti nereden alabilirim? Tüm satış kanalları (İnternet, mobil, çağrı merkezi, istasyonlar ve acenteler)
Bileti ne zaman alabilirim? 30 gün önceden itibaren

Karesi Ekspresi (İzmir Balıkesir treni) ana istasyonlar;
1.       Basmane tren istasyonu
2.       Manisa tren istasyonu
3.       Soma tren istasyonu
4.       Balıkesir tren istasyonu

Karesi Ekspresi (İzmir Balıkesir treni) saatleri;



Karesi Ekspresi (İzmir Balıkesir treni) bilet fiyatları
İzmir (Basmane)-Balıkesir güzergahı için bilet fiyatları*:
Pulman koltuk: 16 TL/kişi

İNDİRİMLER;
TCDD Taşımacılık hızlı tren ve ana hat trenlerinde aşağıdaki indirimler uygulanıyor (Ocak 2018 itibariyle):

Gidiş dönüş bileti alanlara %20
7-12 yaş arası çocuklara %50
13-26 yaş arası gençlere %20
60-64 yaş arası yolculara %20
65 yaş ve üstü yolculara %50
12 kişi ve daha üstü gruplara %20
Basın kartı sahiplerine, öğretmenlere, askeri yolculara, TCDD ve TCDD Taşımacılık personeli, ailesi ve emeklilerine %20

Aşağıda belirtilen yolcular ise ücretsiz taşınıyor:

Ayrı bir yer istenmemek koşuluyla 0-6 yaş çocuklar.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından verilen ücretsiz seyahat kartı sahipleri
Engelli yolcular (TCDD tarafından belirtilen şekilde belgelemesi şartı ile)

Tavsiyeler, deneyimler ve seyahat yazıları;
İzmir-Balıkesir arasında 6 Eylül, 17 Eylül, Ege ve İzmir Mavi trenlerini alternatif olarak kullanmak mümkün. İzmir Mavi’de yataklı seçeneği de bulunmakta.

İzmir’den güney yönlü çok sayıda destinasyona trenle gitmek mümkün. Efes ve Pamukkale’ye de trenle ulaşılabilir.


Çok doluyoruz bazen. En yakınımızdakilere anlatsak hep aynı laflar işiteceğimizden çekiniyoruz. Belki de onlar hakikati söylemekten imtina ediyor, bilmiyoruz. Tutanamayanlar'ı hatırlayın: "Bir insanla konuşmak, ona bütün derdimi anlatmak istedim birdenbire." Bazen uzaklaşmak, çok uzaklaşmak ve hiç tanımadığımız biriyle dertleşmek her şeye iyi gelebiliyor.

                                                    💮


Mimiklerinde, duruşunda hatta nefes alışında olgunluğunu açık eden bir ağırlık; kusursuz yüzünde kararlılık abidesi bir çift göz vardı. Bakışların bütünüyle içime inip ruhuma dokunduğunda, kalbimin içinde bir öngörü parıldadı: Yaşamak senin için hayat hakkındaki tahminlerinin doğru çıktığını görmekten ibaret olmalıydı.

   Üstelik dünyanın en incelikli adamıydın! Üstümdekini oldukça özgün bulduğunu söylediğinde nasıl sevinmiştim… “Kendim tasarladım, kumaş alıp diktim,” dediğimde büyülenmiş gibi baktın yüzüme. Eski sevgilimi illet eden yırtık blucinimi enerjik, ayrılmamıza sebep gösterdiği kısa saçlarınıysa modern ve şık bulmuştun! Yüreğimin kapısının iki kanadı da kendiliğinden, üstelik ardına dek açılıverdi sana. İki entellektüel muhabbete, bir çift süslü lafa aldanmazdım ben ya, ne bileyim, bir samimi geldin, içim bir başka oldu işte. O güne dek yaşadığım tüm ilişkiler lüzumsuz tanıdığım bütün adamlar sığ göründü gözüme.
   Kafeden çıkıp bir bara oturduk. Laf döne dolaşa ilişkilere gelince, sevgilin olduğunu bir çırpıda söyleyiverdin. Belki votkanın da etkisiyle, “Bir portakal sıkacağım var,” der gibi söyledin bunu. Elif’miş adı. Seni üzüyor, bir türlü anlamıyormuş. Kendine çok düşkünmüş. Bu yüzden pek iyi değilmiş aranız. “Bazı kadınlar gerçekten çok aptal!” diye düşündüm o an…
   Gece çökünce, Köyiçi Mektebi sokağında bulunan daireme geldik.  İçeri adımımızı atar atmaz, erkekliğinin o güçlü güdüsü yatağımı buluverdi. Bütün irademle, bedenimin her zerresiyle senindim. Güneş, Üsküdar sırtlarından yükselip Beşiktaş’a vurana kadar durmadan seviştik…
   Şehrin yıkıcılığından, yıpratıcılığından, haber bültenlerinde sıkça sözü edilen şu kötü insanlarından sakınmak için ördüğüm duvarlarımı yıkmaya başladın birer birer. Kuzguncuk, Balat, Sarıyer, Beyoğlu, Moda… Birkaç ay içinde gezmediğimiz sokak kalmamıştı İstanbul’da. Sayende, bunca yıldır yaşadığım şehri yeniden ve en güzel biçimde keşfediyordum. Kâinatta yalnız bizim, sade bu iki çift gözün görebileceğine inandığım o eşsiz güzelliklerin tekini bile kaçırmamak adına parmağım denklanşörde yaşıyordum adeta. Öyle çok fotoğraf var ki o günlere dair, arşivlemekle uğraşsam haftalarımı alır!


                                                                     💮


Deniz Poyraz - Emine'nin Yanında Konuşulmayacak Şeyler

İletişim Yayınları, s.79-80


Ne çok düşünüyoruz. O ne demiş, yarın ne olacak, bu gemi böyle yürür mü, bu devran döner mi, vesaire mi... Sabahattin Ali'nin o meşhur hapishane şarkılarını hatırlayın: "Başın öne eğilmesin / Aldırma gönül, aldırma." Belki de ihtiyacımız olan budur sevgili okur: Aldırmamak, aldırmasın yüreğimiz. Olacak olan olsun artık.

💮

 O zaman Maria şahadetparmağını sallayarak gülüyor:
   "Hayır dostum, hayır!" diyordu. "Aşk hiç de sizin söylediğiniz basit sempati veya bazan derin olabilen sevgi değildir. büsbütün başka, bizim tahlil edemediğimiz öyle bir histir ki, nereden geldiğini bilmediğimiz gibi, günün birinde nereye kaçıp gittiğini de bilmeyiz. Halbuki arkadaşlık devamlıdır ve anlaş maya bağlıdır. Nasıl başladığını gösterebilir ve bozulursa bunun sebeplerini tahlil edebiliriz. Aşka girmeyen şey ise tahlildir. Sonra düşünün, dünyada hepimizin hoşlandığımız birçok kimseler, mesela benim hakikaten sevdiğim birçok dostlarım vardır. (Muhterem Beyefendinin bunların en başında geldiğini söyleyebilirim.) Şimdi ben bütün bu insanlara âşık mıyım?"
   Ben fikrimde ısrar ederek:
   "Evet" demiştim. "En çok sevdiğinize hakikaten ve diğerlerine birer parça âşıksınız!"
   Maria hiç beklemediğim bir cevap vermişti:
   "Şu halde niçin beni kıskanmadığınızı söylüyordunuz?"
   Söyleyecek bir şey bulamayarak bir müddet düşündüm, sonra izah etmeye çalıştım:
   "İçinde hakikaten sevmek kabiliyeti olan bir insan hiçbir zaman bu sevgiyi bir kişiye inhisar ettiremez ve kimseden de böyle yapmasını bekleyemez. Ne kadar çok insanı seversek, asıl sevdiğimiz bir tek kişiyi de o kadar çok ve kuvvetli severiz. Aşk dağıldıkça azalan bir şey değildir."
   "Ben Şarklıları başka türlü düşünür zannederdim!"
   "Ben öyle düşünmüyorum!"
   Maria gözlerini sabit bir noktaya dikip uzun uzun daldıktan sonra:
   "Benim beklediğim aşk başka!" dedi. "O, bütün mantıkların dışında, tarifi imkânsız ve mahiyeti bilinmeyen bir şey. Sevmek ve hoşlanmak başka, istemek, bütün ruhuyla, bütün vücuduyla, her şeyiyle istemek başka... Aşk bence bu istemektir. Mukavemet edilmez bir istemek!"
   O zaman onu yakalamış gibi kendimden emin bir edayla:
   "Bu söylediğiniz bir an meselesidir" dedim. "İçinizde mevcut olan sevgi, alaka, sarih olarak bilinmeyen bazı vesilelerle, zamanı tayin edilemeyecek olan bir anda, birdenbire birikir, tekasüf eder*; nasıl tatlı tatlı ısıtan güneş ışığı bir adeseden geçtikten sonra bir noktada toplanıyor ve yakmaya başlıyorsa, kuvvetini fevkalade artıran bu sevgi de sizi sarar ve tutuşturur. Onu dışarıdan birdenbire gelen bir şey zannetmek doğru değildir. O, içimizde zaten mevcut olan hislerin bizi şaşırtacak kadar şiddetlenivermesinden ibarettir."
   Bu münakaşayı burada bırakmış, fakat başka zamanlar gene ele almıştık. Ne kendi sözlerim, ne de onun fikirlerinin yüzde yüz isabetli olmadığını seziyordum. Her ikimizi de, birbirimize karşı ne kadar açık olmak istersek isteyelim, bize tabi olmayan birtakım gizli, müphem düşüncelerin ve arzuların idare ettiği muhakkaktı. Birleştiğimiz noktalar ne kadar çok olursa olsun, ayrı olduğumuz yerler de vardı ve bir taraf diğer tarafa kolayca uyuyorsa, bunu ancak daha ehemmiyetli bulduğu bir gaye uğrunda yapıyordu. Ruhlarımızın böyle en saklı köşelerini bile ortaya dökmekten ve üzerinde münakaşa etmekten çekinmiyorduk; buna rağmen hiç dokunmadığımız taraflar da vardı, çünkü bunların ne olduğunu biz de doğru dürüst bilmiyorduk; fakat bir his bana, asıl bu cihetlerin mühim olduğunu fısıldıyordu.
   Şimdiye kadar bana bu derece yakın olan bir insana tesadüf etmediğim için, bence bütün meselelerin üstünde onu muhafaza etmek arzusu vardı. Bütün isteklerimin en son gayesi belki de ona tamamen, hiç noksansız, bütün maddi ve manevi varlığıyla sahip olmaktı, fakat elde edebildiğimi de kaybetmek korkusuyla, bu gayeye gözlerimi çevirmekten çekiniyor, seyretmekte olduğu ve yakalamak istediği harikulade güzel bir kuşu küçük bir hareketiyle kaçıracağından korkan bir insan gibi atıl kalıyordum.

💮

Sabahattin Ali - Kürk Mantolu Madonna

Yapı Kredi Kültür Yayınları, s.109-111




Slackline


Slackline, ilk bakışta ip cambazlığına benzeyen bir aktivite. Zira iki destek noktası arasına gerilmiş bir ipin üzerinde yürümeyi gerektiriyor. Korkmayın, kampta yapılan halinin yüksekliği bir metreyi bile bulmuyor! (Profesyonel düzeyde uygulanan slackline aktiviteleri ise, genellikle kanyonlar arasında gerçekleştiriliyor.) Slackline oyunu için ihtiyacınız olan tek şey, birbirine yakın iki ağaç ve slackline ipi. İp cambazlığının aksine, özel bir yetenek gerektirmiyor. Bunun nedenini (ve ip cambazlığından farkını) şöyle açıklamak mümkün:

  • İp cambazları, gergin ve daracık bir çelik kablo üzerinde sanatlarını icra ediyor. Slackline ise çok daha farklı: ipin yüzeyi daha geniş oluyor ve ip esneyebiliyor. Aklınızda bir görüntü oluşması için, aşağı doğru esneyebilen genişçe bir kumaş şerit düşünün: işte bu, slackline ipi.
  • İp yüzeyinin geniş olması ve esneyebilmesi, denge kurmanın daha kolay olması ile sonuçlanıyor. Yani özel bir yeteneğiniz olmasa dahi, bir slackline ipi üzerinde yürüyebilirsiniz. Çok kolay geldiyse, gerginliğini artırmayı deneyin: slackline iplerinin esnekliği kontrol edilebiliyor ve ne kadar gergin olursa, üzerinde yürümek de o kadar zorlaşıyor.
Slackline oyunu için, ilk olarak slackline ipine ihtiyacınız var. İkinci olarak elbette bu ipi dolayabileceğiniz iki adet ağaç gerekiyor, ancak ağaçların gövde çapları en az 30 cm olmalı. İpler, karabina yardımıyla ağaçlara çakılarak geriliyor ve geriye üzerine çıkıp hünerlerinizi göstermek kalıyor. Amaç ortada: bir uçtan diğerine, aşağı düşmeden yürüyerek ulaşmak! Slackline oyununu sadece kamplarda değil; plajlarda, parklarda ve şehir içinde dahi deneyebilirsiniz.



Voleybol

Voleybolun nasıl bir spor olduğunu hepimiz biliyoruz: file ile ikiye bölünmüş bir alan üzerinde, iki takım arasında ve özel bir topla oynanıyor. Amaç, topu rakip takımın sahasına kurallara uygun bir şekilde atmak ve yere değmesini sağlamak – her bir temas, puan kazandırıyor. Normal bir voleybol sahası, 18 x 9 ölçülerinde bir dikdörtgenden oluşuyor ve çeşitli bölgelere ayrılmış bulunuyor. Hücum çizgisi, servis bölgesi ve libero alanı gibi bölümler, her bir takım oyuncusunun görevini gösteriyor.

Kampta voleybol oynarken bu kurallara birebir uymanız mümkün değil elbette – her şeyden önce düz ve bölümlere ayrılmış bir zemin bulunmuyor! Bu nedenle, kampta voleybol oynamak plaj voleyboluna oldukça benziyor. Her biri iki kişiden oluşan iki takım arasında oynayarak başlamanızı tavsiye ediyoruz. İhtiyacınız olan tek şey bir ağ ve voleybol topu – ağı, iki ağaç arasına gerebilirsiniz. (Yerden yüksekliği 2,25 metre olmalı.) Zeminin taş ve kaya gibi yaralanmaya neden olabilecek unsurlardan temizlendiğine de emin olun. Ağı gerdikten sonra eğlenceye başlayabilirsiniz: sayı elde etmek için topun rakip takımın zeminine temas etmesi veya takımlardan birinin faul sayılan bir hareket yapması gerekiyor. (Kurallar hakkında ayrıntılı bilgi için, spor kuralları sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.) Bir voleybol karşılaşmasında, 3 seti alan takım maçı kazanmış sayılıyor. Her bir set ise, takımlardan biri 25 puana ulaşana dek sürüyor.



Frizbi

Frizbi, kampta oynayabileceğiniz en eğlenceli oyunlardan biri. Kek kalıplarından ilham alınarak tasarlanan ve özellikle bir UFO’ya benzeyecek şekilde üretilen frizbiler, benzersiz bir eğlence ve bol sayıda kahkaha sunuyor. Frizbi ile oynayabileceğiniz en basit oyun, onu birbirinize atmaktan ibaret – sadece bu dahi keyifli bir aktivite oluşturuyor. Ancak biraz daha “teknik” bir frizbi oyunu istiyorsanız, şu alternatifleri değerlendirebilirsiniz:

Flimsee: 
Bu oyun için iki şeye ihtiyacınız var; yere dikeceğiniz sopalar (ormandaki kuru dalları kullanabilirsiniz) ve onların tepesine yerleştireceğiniz kâğıt bardaklar. Amaç basit: frizbiyi fırlat, bardağı vurmaya çalış! En kısa sürede en fazla bardak vuran kişi, karşılaşmayı kazanıyor.

Kan Jam: 
Bu oyun özellikle yurt dışında oldukça popüler. Kan Jam, her biri iki kişiden oluşan takımlar arasında oynanıyor. Oyun için, içi boş ve silindir şeklinde bir eşyaya ihtiyacınız var, çöp kovalarını kullanabilirsiniz. Takım üyelerinden biri kovanın başında bekliyor ve diğeri de belirli bir mesafeden frizbiyi ona doğru fırlatıyor. Kovanın başında bekleyen, frizbi yanına geldiğinde tek bir defada eliyle vurarak, kovanın içine girmesini sağlamalı. Kovada en çok frizbi biriktiren takım karşılaşmayı kazanıyor.

Hot Box: 
Basit ancak eğlenceli bir frizbi oyunu olan Hot Box, zemine çizilmiş küçük bir kare şekli gerektiriyor. (Taş dizerek oluşturabilirsiniz.) Amaç, frizbiyi fırlatarak bu alan içine düşmesini sağlamak. Toplamda en fazla sayıda frizbiyi alan içerisine atan takım, karşılaşmayı kazanıyor.



Badminton
Tüylü top adıyla da bilinen badminton, tenis oyunları grubuna giren bir aktivite, zira çoğu açıdan tenisi oldukça andırıyor. Badminton kuralları ise oldukça basit. Aynı tenis gibi sınırları belli bir saha içinde oynanıyor ve amaç, topu rakip takımın sahasına (kurallara uygun bir şekilde) göndererek geri gelmemesini sağlamak şeklinde belirleniyor. Ancak klasik tenisten çok daha kolay, güvenli ve her yaş grubunun yapabileceği bir spor – zira badminton topunun üzerinde gerçekten de bir tüy bulunuyor. 
(Merak edenler için söyleyelim, kaz tüyünden yapılıyor.)

Badminton topu aynı zamanda son derece hafif bir materyalden imal ediliyor, yani isteseniz dahi hızlı gitmesini sağlamanız mümkün olmuyor. Bu nedenle, yaralanmaya sebebiyet vermesi de söz konusu olmuyor. Badminton, “ağır çekimde oynanan bir tenis maçına” benziyor ve ani hareketler gerektirmediği için, yaşı ilerlemiş kişiler tarafından bile rahatça oynanabiliyor. Badminton topunun hafifliği bir dezavantaj değil – bu özel topa hangi şiddette ve hangi açıyla vuracağını bilmek tamamen ayrı bir yetenek gerektiriyor.

Kampta badminton oynamak sandığınızdan daha kolay ve eğlenceli, tek ihtiyacınız olan şeyler badminton topu, badminton raketleri ve bir ağ oluyor. Artengo Easy Net tüm bunları kapsıyor. Tek kutuya sığan file, direkler, raketler ve topları kolayca yanınızda taşıyabiliyorsunuz. Bundan sonra, topu birbirinize atmaya başlayabilirsiniz. Kurallar tenis ile hemen hemen aynı, amacınız topun kendi sahanıza geri dönmemesi olarak belirleniyor. Yani rakibiniz topa raketi ile vurmayı başarsa bile sizin sahanıza tek seferde geri döndürememişse, 1 puan kazanmış sayılıyorsunuz. Topun atış sırasında ağa değmesi faul olarak sayılıyor. Bir Badminton karşılaşması, taraflardan biri 21 puana ulaşana dek sürüyor.



 Kuşlar göçe koyulur, ırmaklar çağlar, birer birer dökülür yapraklar. Kimi kışı bekler kimi baharı... Her şeyin bir zamanı vardır ve binlerce yıldır insan, yeryüzünden hiç ders almamıştır, tuhaftır. Muriel Barbery, "Ama her şey vaktinde gelir. Beklemeyi bilen için her şey vaktinde gelir." der. Demesi kolay biliriz de beklemek öyle zor ki sevgili okur. Öyle zor!

                                                                      💮


Mücadeleyi Reddederken
   Çok kitap okudum... 
   Yine de bütün alaylılar gibi ne anladığımdan asla emin olamıyorum. Bir gün oluyor tüm bilgiyi bir bakışta kavramışım gibi geliyor. Sanki aniden görünmez dallar doğuyor ve kendi aralarında benim tüm dağınık okumalarımı birbirine bağlıyormuş gibi oluyor. Sonra anlam aniden gizleniyor, özü kaçırıyorum ve aynı satırları boşuna tekrar tekrar okuyorum. Her okuduğumda anlamı biraz daha kaçırırken, kendimi mönüyü dikkatli okuduğu için karnının doyduğuna inanan yaşlı bir deli sanıyorum. Bu yetenek ile bu körlüğün bağdaşması alaylılık özelliği sanırım. Kişiyi bütün iyi eğitimlerde görülen emin rehberlerden yoksun bırakan alaylılık, resmi söylemlerin çitlerle çevirdiği ve macerayı yasakladığı yerde, yine de bir düşünce sentezi ve özgürlük sunuyor kişiye. 
   Bu sabah mutfakta, önüme bir kitabı almış şaşkın şaşkın duruyorum. Münzevi girişimimdeki deliliğin beni kavradığı ve nihayet ustamı bulmuş olmaktan ama iki adım sonra da inkar etmekten çekindiğim anlardan birindeyim. 
   Adı Husserl. Ciddi, güç ve can sıkıcı, belli belirsiz de olsa Prusyalı bir şeyler çağrıştırdığından, eşlikçi hayvanlara ya da çikolata markalarına pek verilen bir ad değil. Ama bu beni teskin etmiyor. Dünya çapındaki düşüncenin olumsuz telkinlerine direnmeyi yazgımın bana herhangi bir insandan daha fazla öğrettiği kanısındayım. Dinleyin: Eğer şu ana dek beni çirkinlikten yaşlılığa, dulluktan kapıcılığa götüren kendi düşük yazgısına tevekkül gösteren zavallı biri olarak hayal ettiyseniz hayal gücünüz eksik demektir. Mücadeleyi reddettim elbette, bilerek geri çekildim. Ama ruhuma güvenerek, her türlü meydan okumaya karşı koyabilirim. Ad, konum ve görünüm bakımından yoksul biri olan ben, idrak gücüm içerisinde mağlup edilemez bir tanrıçayım. 
   Torbasız elektrik süpürgelerine uygun bir ad olduğuna karar verdiğim Edmund Husserl, benim şahsi Olimpos'umun kalıcılığını tehdit ediyor. 
   "Tamam, tamam, pekâlâ," diyorum iyice bir soluk alarak, "her problemin bir çözümü vardır, öyle değil mi?" 
   Ve kediye bakıyorum, cesaret bulmak umuduyla. 
   Nankör kedi cevap vermiyor. Kocaman bir parça domuz kavurmasını mideye indirdikten sonra artık büyük bir hayırhahlıkla hareket ederek koltuğu sömürgeleştiriyor. 
   "Tamam, tamam, pekâlâ," diye tekrarlıyorum aptalca ve şaşkın. Gülünç küçük kitaba yeniden bakıyorum. 
   Kartezyen Meditasyonlar - Fenomenolojiye Giriş. Kitabın adından ve ilk sayfalarından, daha önce Descartes'ı ve Kant'ı okumamış birinin fenomenolog bir filozof olan Husserl'i kavramasının mümkün olmadığı hemen anlaşılıyor. Ama Husserl'in Descartes'ına ve Kant'ına hâkim olmanın da transendantal fenomenolojiye girişin kapılarını açmadığı hemen belli oluyor. 
   Çok yazık! Çünkü ben sıkı bir Kant hayranıyım. Düşüncesinin, dehanın, kesinliğin ve deliliğin hayranlık verici bir konsantresi olması ve düzyazısı her ne kadar Spartalılara özgü sertlikte olsa da anlamına nüfuz etmekte pek güçlük çekmemiş olmam gibi karmaşık nedenlerim var. Kant'ın metinleri çok önemli metinler. Bence bunun kanıtı da sarı erik testinden başarıyla geçmeleri. 
   Sarı erik testi, insanın kolunu bağlayan gerçekliğiyle çarpıcıdır. Gücünü evrensel bir saptamadan alır: İnsan meyveyi ısırarak anlar. Neyi anlar? Her şeyi. Hayatta kalmaya mahkûm olan, sonra da bir akşam vakti zevki sezen, basit ve yüce şeylerin erdemlerine duyulan temel özlemi saptıran tüm yapay iştahların boşunalığını, söylemlerin yararsızlığını, kimsenin kaçamayacağı yavaş ve korkunç düşüşü, ama buna rağmen, sanatın zevkini ve korkunç güzelliğini insanlara öğretmek üzere elbirliği eden duyuların muhteşem şehvetini kavrayan bir insan soyunun ağır ağır olgunlaşmasını anlar. 
   Sarı erik testi benim mutfakta yapılır. Formika masanın üzerine meyveyi ve kitabı koyuyorum. Meyveyi kesip, kitaba girişiyorum. Birbirlerinin güçlü saldırılarına karşılıklı olarak direnirlerse, eğer erik benim metinden kuşku duymamı sağlayamazsa ve metin de meyvenin tadını bozmazsa, o zaman önemli bir girişimle karşı karşıya olduğumu anlarım. Yaldızlı küçük topların olağanüstü tadı karşısında, gülünç ve beş para etmez bir halde eriyip gitmeyen pek az eser olduğunu da belirtmeliyim. Bu yüzden istisnai. 
   "Berbat haldeyim," diyorum yine Lev'e, "çünkü Kantçılık konusundaki yeteneklerim, fenomenolojinin uçurumu karşısında hiçbir işe yaramıyor."
   Pek seçeneğim yok. Kütüphaneyi toplayıp getirmem ve konuya girişi saklandığı yerden arayıp bulmam gerekiyor. Okuru skolastik bir düşüncenin prangaları içine yerleştiren bu tür şerh ya da özetlerden genellikle uzak dururum. Ama şimdi durum, hık mık etme lüksünü gösteremeyeceğim kadar ciddi. Fenomenolojiyi kavrayamıyorum ve ben buna dayanamam.


                                                                     💮

Muriel Barbery - Kirpinin Zerafeti

Çevirmen: Işık Ergüden, Kırmızı Kedi Yayınları, s.42-44


Ne vakit üzülsek, tuhaf sorular birikir zihnimizde. Zaman geçer, sorular tekerrür eder. Ne fena şey şu hüzün şu lanet keder. 
Kadri Öztopçu, "Sorulmaktan kelimeleri yorgun düşmüş, harfleri lime lime olmuş sorulardır bunlar; yıllardır yine de sorarım: İnsan neden yaşar?" der kendi kendine. 
Böyle anlarda yaşama sımsıkı sarılmak gerek. İşte mavi gök işte bulutlar işte nergis kokan bahar. İşte harap olmuş kentlerde gülüp oynayan çocuklar. İşte hakikat sevgili okur işte yaşamak! 

💮

Karşılıklı oturmuştuk. Aramızda çapı elli santimi geçmeyen yuvarlak  masa, kahve fincanlarımız, konyak kadehlerimiz, üç kenarında deve kabartması olan, metal, üçgen bir küllük ve onulmaz can sıkıntım duruyordu. 

   Can sıkıntımdan bizi bir süreliğine rahat bırakmasını rica ettim. Hangi dağda kurt öldüyse, anlayışla karşıladı, geri çekildi. 
   Küçük bir keyif dalgası... 
   Sordum: "Ya siz? Siz ne iş yapıyorsunuz?”
   "Duruma göre değişiyor. Bazen, -şimdi olduğu gibi- kırık kalpleri onarmaya çalışırım. İnsanlara tutkularını satmam ama, paylaşırım. Daha doğrusu yanıt veririm tutkularına. Bazen de..." 
   Sustu, bir süre dalgın bakışlarla camdan dışarıyı seyretti, konyağını yudumladı, yeni bir sigara yaktı, huzursuzca kıpırdandı. İkircikliydi.
   "Buraya sizden söz etmek için geldik," dedi sonunda, "beni boş verin."
   Onu boş vermedim. Sorularla sıkıştırmadım da ama. Esmerliğinden beklenmeyecek koyu lacivert gözlerine dalıp adına bir dünya kurdum. 
   Onun dünyasında, onun kafa sesiydim şimdi: 
   - Hiç bir yere gitmeyen, istasyonu olmayan, çok vagonlu, uzun bir yolcu treninin makinistiyim ben.
   İnsanlar gelir, binerler. İnsanlar tuhaftır, hiç bir yere gidemeyeceklerini bile bile neden binerler benim trenime, anlayamam. 
   Anlamak için, laf aramızda, çaba da göstermem.
   Ağırlarım onları. Tutkularını, isteklerini kamçılar, sonra karşılar, üstelik paylaşmış gibi yaparım. Mutluymuşum gibi, onlarla birlikte olmaktan olağanüstü keyif alıyormuşum gibi yaparım.
   Mış gibi yapmaktır benim işim. İşimi iyi yaparım. Bilmiyorum, belki onu da mış gibi yaparım.
 İnsanlar trenime hüzünleriyle, mutsuzluklarıyla, öfkeleriyle, karamsarlıklarıyla, doyumsuzluklarıyla, kısacık ve asla sorumluluk almayacakları bir macera isteğiyle binerler. Ruhlarının ve bedenlerinin olanca açlığıyla, aç gözlülükle…
   Binerken, onları hiç bir yere götürmeyeceğimi bilirler. Zaten herhangi bir istasyonda bir bekleyenleri de olmadığından, varsa bile, artık kavuşmanın bir anlamı kalmadığından, ola ki kavuştular, sonrasına dair herhangi bir beklentileri, bir tasarıları olmadığından, bunu umutsuzca bildiklerinden, kabullendiklerinden, benden kendilerini bir yerlere götürmemi de istemezler.
   Bu, kayda geçirilmemiş bir anlaşmadır aramızda. 
   Trenimin bir adı yoktur. Yoktu, desem, belki daha doğru olacak, çünkü bugünden sonra bir ad vereceğim ona. Adını "Kırık Kalpler Treni" koyacağım. 
   Sahi, ne dersiniz? Kırık Kalpler Treni! Bu tren sadece kalbi kırıklar içindir! Her vagonunda onarılmayı bekleyen binlerce kalp kırığı... 
   Bayım, hangisi sizin kalp kırığınızdı, karıştırmışım da? Hah hah ha! 
   İşte siz de o trenin vagonlarından birindesiniz şimdi. Ötekiler gibi adı olmayan, olsa da beni ilgilendirmeyen, kimselerin umursamadığı, kendiniz de söylediniz ya, yok hükmünde biri. 
   Tuttum elinizden, duvar olmayan tek kapıdan içeri aldım sizi. Gözlerimin koyu lâciverdinin sahte olduğunu bile fark etmeden, içlerine düştünüz. Kayboldunuz gözlerimin içinde. Bu, hep böyledir. Dün maviydiler gözlerim, yarın ela olabilirler. Başka bir gün simsiyah... 
   Mış gibi meselesi, anlayacağınız... 
   Şimdi burada sizinle baş başa oturduğuma, kalbinizin kırığını onarmaya çalışıyormuşum gibi yaptığıma bakıp umutlanmayın lütfen. Paylaştığım sizin yalnızlığınız, sizin çaresizliğiniz, ya da ne bileyim, umutsuzluğunuz değil, kendiminkiler.
   Üzgünüm. 
   Fakat siz, kendi dünyanızda öylesine çaresiz biçimde yitip gitmişsiniz ki, gözünüz, önünüzde duranı görmüyor. Dalga geçtiğimi fark etmiyorsunuz bile. Dalga geçiyorum, çünkü benim de kalp kırıklarım var, binlerce ve onları onarmanın ya da yok saymayı becerebilmenin tek yolu, artık bu. Dalga geçmek!
   Bayım, size de bunu öneririm.
   Deneyin, seveceksiniz! 
   "Artık sizi boş veremem," dedim. "Mış gibi yapsanız bile, her şey sahte olsa bile yani, bunu yapamam. Duvar olmayan tek kapı bu: gözleriniz. Lacivert ya da elâ. Ya da siyah, yeşil; her neyse..." 
   Sonra çıkarıp kalbimin kırığını koydum masaya. 
   "Ellerinize teslim ediyorum işte. Buyrun, onarın lütfen."
   "Bazen" dedi, "onarmak isterken daha büyük kırıklara neden olabilirim ama. Buna hazır mısınız? Göğüsleyebilir misiniz? Hem, durun bakayım, ne dediniz az önce? Mış gibi yapmak... Öyle mi yaptığımı düşünüyorsunuz'?" 
   Ne söyleyebilirdim ki? Yanıt vermedim. Hem, bir suçlama da değildi bu; öyle ya, hangimiz mış gibi yapmıyorduk? 
   Kadehlerimiz boşalmıştı. Barmen dolularını getirdi, "Yanında bir şeyler ister misiniz?” dedi. 
   "Evet," diye yanıtladım, "birazcık umut!" 
   Bir yandan küllüğü değiştirirken, alaycı bir sesle: "Hiç kalmadı abi," dedi, "kainatın hali ortada!" 
   Kainatın hali ortadaydı. 
   Kalbimin kırığıysa masanın üzerinde. 
   Üstelik al birini vur ötekine! 
   Fırlama barmen yeniden tezgâhın arkasına geçti ve en sevdiğim şarkılardan birini çalmaya başladı. Nina Simone'ın aşık olunası sesi içimi huzurla doldurdu; ruhumda muhteşem yangınlar başlattı. Birlikte mırıldandım: "Don't let me be misunderstood..." 


💮

Kadri Öztopçu - Yanlış Hikâyeler

Can Yayınları, s.117-119




Güney Kurtalan Ekspresi (Ankara Kurtalan treni) seyahat bilgileri

Nasıl bir trenle seyahat edeceğim? 
TCDD dizel lokomotif + yolcu vagonları

Seçeneklerim neler? 
Pulman vagon (2+1), kuşetli (4 kişi) ve yataklı (2 kişi) vagon

Trende yemek var mı? 
Yemek vagonu var

Ankara ile Kurtalan arası mesafe ne kadar? 
1212 km

Ankara ile Kurtalan arası seyahat ne kadar sürer? 
Bir gün

Bileti nereden alabilirim? 
Tüm satış kanalları (İnternet, mobil, çağrı merkezi, istasyonlar ve acenteler)

Bileti ne zaman alabilirim? 
30 gün önceden itibaren

Güney Kurtalan Ekspresi (Ankara Kurtalan treni) ana istasyonlar:
  • ·         Ankara Tren İstasyonu
  • ·         Kayseri Tren İstasyonu
  • ·         Sivas Tren İstasyonu
  • ·         Çetinkaya Tren İstasyonu
  • ·         Malatya Tren İstasyonu
  • ·         Diyarbakır Tren İstasyonu
  • ·         Batman Tren İstasyonu
  • ·         Kurtalan Tren İstasyonu


Güney Kurtalan Ekspresi (Ankara Kurtalan treni) saatleri
Tren hareket günleri: Ankara’dan Pazartesi, Çarşamba, Perşembe, Cuma ve Cumartesi, Tatvan’dan Pazartesi, Çarşamba, Cuma, Cumartesi ve Pazar




Güney Kurtalan Ekspresi (Ankara Kurtalan treni) bilet fiyatları
Ankara-Kurtalan güzergahı için bilet fiyatları*:

Pulman koltuk: 44 TL/kişi
Kuşetli: 58 TL/kişi
Yataklı: 93 TL/kişi (Tek kişilik farkı: 20 TL)



Yaşamak gerek doya doya, bir ömre yakışır şekilde. Tezer Özlü'nün dediği gibi mesela, "Yaşamı cesur yaşamak gerek. Yaşamı doyarak yaşamak gerek. Yaşamı insafsızca yaşamak gerek. Yaşam sert. Yaşamı sert yaşamak gerek." Kim ne derse desin sevgili okur. Herkese ve her şeye rağmen istediğimiz gibi bir yaşamak düşleyeceğiz. Kimse için değil yok kendimiz için de olsa hayata alınan ikinci kişi de olsa bu hayat benim ve senin!

 💮

Telefonu kapatıyorum. Duşun altındayım. Yorgunluğumu duşun sıcak ve soğuk sularına bırakıyorum, ama sonu ve başlangıcı olmayan yolculuğu derinliğimde alıkoyuyorum. Her şey yolunda. Boğazım ve dişim ağrımasa. Gecenin herhangi bir anında ağrılarla uyanıyorum. Dişimin üzerine bir aspirin koyuyorum, bir de boğaz pastili alıp, ağrılardan daha güçlü olan yorgunluğun uykusunu yeniden uyuyorum.
   Tıp, tıp, tıp diye damlayan su damlacıklarıyla uyandığımda saat dört. Kalkıyorum. Duşun kapısını ve odanın koridora açılan kapısını kapıyorum.
   Bir süre sonra kent yaşamı başlayacak. Tüm işyerleri çalışan insanlarla dolacak. Sürekli çalışan fabrikalarda işçiler vardiya değiştirecek. İstasyonlarda trenler duracak. Trenler kalkacak. Gökyüzünde uçan uçaklar, dünyanın belli havaalanlarına doğru göklerde yol alacak. Gemilere arabalar, eşyalar yüklenecek, insanlar binecek. Uykusuz gece geçirenler yorgun kalkacak. Uzun uyuyanlar da yorgun kalkacak. Kimi mutlu, kimi acılı, kimi sevgi ile geçirdiği gecenin sabahında uyanacak. Kimi öfke ile. Kimi kendine güne nasıl başlayacağını soracak. Kimi bir intiharı düşünecek. Kimi özlem duyduğu bir kenti. Özlem duyduğu bir insanı. Kimi, bugün beklenmedik bir ölümü ölecek. Kimi yalnız dağlar ve tarlalarla tanıdığı dünyasına bakacak. Kimi tanrısına yakaracak. Kimi bir silahla birisini öldürecek. Kimi birilerini öldürmek için bir yere bomba atacak. Bombalı pankart asacak. Kimi ölümle yargılanacak. Kimi barış konferanslarına katılmak üzere uzak ülkelere kısa bir yolculuğa çıkacak. Bütün ülkelerin orduları savaş talimi yapacak. Gazeteler basılmıştır. Radyolar sabah programlarına başlayacak. Akdeniz'de balıkçılar ağlarını çoktan sulardan çekmiştir. Akdeniz'de kadınlar kapılarının önlerini çoktan süpürmüş, sulamıştır. Kamyonlar, arabalar yollardadır. Buzhanelerde bugün gömülmeyi bekleyen cesetler vardır. Sonsuz dünyanın sonsuz yazlarından bir sabah. 
   Sabah kentin büyük bir bölümünü pencerenin gerisinde görüyorum. Bu denli çok ülke, bu denli çok insan, bu denli çok roman kahramanı tanımalı mıydım. En yakın dostlarım romanların kahramanları gerisindeki yazarlar mı olmalıydı. Uçaklara, trenlere, otobüslere bu denli çok mu binmeliydim. Çeşitli kentlerin gecesinin uzantısında yaşayıp, sabahları uyanıp, gündüzleri uzun caddelerini mi yürümeliydim. Bir alan ve birkaç caddeden oluşan küçük bir kentte neden sınırlanmadı yaşamım. Mesela Zonguldak gibi... Bir kamp gecesi bir çadır içinde elimizde kadehlerimiz olsa sadece sen ve ben olsak mesela... Dışarıda yanan ateşin ışığı düşse inceden içeriye ve ben seni izlesem...


   Kentin geniş görüntüsüne daha uzun bakmadan masanın başına oturuyorum.

 💮

Tezer Özlü - Yaşamın Ucuna Yolculuk

Yapı Kredi Kültür Yayınları, s.41-42


Uçak bileti tamam, mayo da alınmış; e bilmediğin bir şehre gidip nerede kalacaksın?  Aslında çok seçeneğiniz var; Otel, hotel, kiralık ev, hostel, öğrenci yurtları… Her yıl milyonlarca turist çeken şehirlerde birkaç günlük konaklamanızı en ucuz haliyle planlayabileceğiniz bir şansınız var; bakınız hosteller.

ÖN YARGI VAR, YIKIN
Hostel hakkında gitmeden fikir yürütenler bu kuruluşların ne kadar tehlikeli ve korkunç olduğundan falan bahseder; ya da pisliğinden. Birçok kez doğru hostel tercihi yapmış biri olarak söylüyorum; yanlış tercih yapmış olanların gazına gelmeyin. Kimi yurt dışına dinlenmeye gider, siz de şayet öyle bir niyetle gitmişseniz, hostel zaten size göre değil.

HOSTEL NEDİR
Bu sorunun cevabını muhtemelen çoğunuz biliyorsunuz fakat  kısaca tanımlayacak olursak; Avrupa'da öğrencilerin ucuza konaklayabilmesi için öğrenci yurtlarına benzer bir sistemle çalışan pansiyonlara ‘hostel’ diyoruz. Öğrenci deyince aklınıza ne gelir; uygun bütçe, ucuzluk gelir. Gezer tozar, gece yatmaya da hostelime giderim kafasında olanların uğrak yeridir bu odalar.

DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDA HOSTEL VAR
İnternete 'HostelWorld' yazın, dünyanın dört bir yanındaki hostellere ulaşın, seçin, beğenin, rezervasyon yaptırın.

BASİT, PRATİK, İŞLEVSEL
Düşük bütçeleri hosteller, özellikle sırt çantasını alıp gidenlerin vazgeçilmez adresi. Hostel uzun bir seyahat planı olanlara, öğrencilere, gezginlere çok basit, pratik ve işlevsel bir konaklama sunuyor.

NEYE BENZİYOR
Otel ve hotel mantığından farklı olarak çoklu konaklama göze çarpar; 4-6-8-12 kişilik odalarıyla seçenekleriniz var. Evet, tanımadığınız sizin dışınızdaki 8 kişiyle aynı odayı paylaşabilirsiniz, doğru anladınız. Hemen aklınıza ‘hırsızlık, gasp, adam kaçırma…’ gibi ne kadar felaket varsa gelmesin. Yasal bir kuruluşta, sizin gibi gezmeye gelmiş Avrupa’nın medeni gezginleriyle kalıyorsunuz.

TEHLİKELİ Mİ
Bu korku ve önyargınızı biraz olsun yıkmak için ‘hostel’ mantığından bahsedeyim. Öncelikle bu odalarda kalmak için ‘reception’ dediğimiz yerde ‘chek in’ yaparak odanıza geçiyorsunuz. Kimse bavulunuzu falan da taşımıyor, kendin pişir kendin ye. Yaptığınız şey aslında bir oda değil, yatak kiralamak.
Bunun yanında bir de size ait olan özel eşyalarınızı kilitleyebileceğiniz dolaplarınız var. İsterseniz anahtarı yutun, kimse eşyanızla ilgilenmiyor; sonuçta sizin gibi o da tehlikede olduğunun farkında. Siz yine de gitmeden önce seyahat sigortanızı mutlaka yaptırın tabii. Bu tarz olaylar görülmemiş midir, tabii ki görülmüştür ama dikkat ettiğiniz sürece hiçbir sorun olmaz.

TABİİ Kİ SEÇİCİ OLUN, HEPSİ AYNI DEĞİL
Her otel ve hotelde olduğu gibi, hostellerinde bütçeye göre kalitelisi, daha temizi ve güvenlisi var. Genelde en çok tercih edilen turistik şehirlerde böyle bir problem az görülür. Çünkü gezginlerin yoğun hostel ilgisi bu alanların kaliteli ve temiz olmasını gerekli kılıyor. Fakat teknolojinin çok gelişmediği fakir ülkelere giderseniz (Afrika, Hindistan…) hijyen konusunda seçici davranın.

SADECE UYUMALIK
Odada yaptığınız tek eylem ‘uyumak’. Onun dışında ortak alan dediğimiz mutfaklarda(hepsinde yok) yemek yiyebilir ve banyo kısımlarındaki kabinlerde özel ihtiyaçlarınızı giderebilirsiniz. Merak etmeyin en az standart bir otel kalitesinde ve temizler.

İKİ TÜR HOSTEL ODASI VAR
Genellikle 2 türlü hostel odası vardır denebilir. Birincisi; odanın büyüklüğüne göre farklı sayıda tekli yatağın veya ranza şeklinde yatakların sıralandığı dorm denilen odalar.
İkinci tür hostel odalar ise ‘private room’ dediğimiz 2 kişilik olanlar. İki ayrı yatağı olan odalar kalabalık ortamlardan rahatsız olanlar için uygun. Fakat hotellerin ‘bütçe’ mantalitesine ters ve pahalı. Gidin otelde kalın.

HOSTELDE KİMLER KALIR
Hostelde senin benim gibi gezginlerden öğrencilere, tek başına gelenlerden çiftlere, +18’den 70’e herkes kalabilir. Hostel kapıları dünyanın dört bir yanından gelen her insana kapılarını açıyor. Kaldığınız odalar adeta Birleşmiş Milletler; İngiliz’i, Fransız’ı, Türk’ü, Japon’u, Afrikalısı ve daha birçok ırktan insanla odanızı paylaşıyorsunuz.

HOSTEL KURALLARI
Odalarda boy boy asılı ‘görgü kuralları’ var: Sessiz olmak, kimseyi rahatsız etmemek ve odayı temiz tutmak başlıca görevleriniz. Aksi halde bir şikâyet gelirse güzel ceza ödersiniz.

KAÇ PARA
Yazının başında da söylediğim gibi hotellerdeki konaklama ücretlerinde kalite ve standartlar belirleyici. Gideceğiniz ülke, konaklayacağınız kişi sayısı ve merkezi uzaklığı oda fiyatlarını değiştiriyor. Hosteller genel olarak geceleği 10 euro kadar düşük bir fiyattan başlayarak 15-20-25 euro şeklinde değişkenlik gösterir.

Gitmeden önce internetten rezervasyon yapabileceğiniz gibi, yoldan geçerken de girip bir yatak kiralayabilirsiniz.

MEZKEZLER HOSTEL KAYNIYOR
Hostellerin en güzel özelliklerinden biri de genelde şehir merkezlerinde konumlanmaları. Yurt dışında zaten Türkiye’de olduğu gibi üç öğün açık büfeli son kalite otel bulmak zor, bulsanız da çok pahalı ve merkezden uzak. Hosteller siz gezginler için her şeyi düşünmüş adeta. Çantanı dolaba kitle, git gez, uyu kalk ve yola devam et. Basit ve pratik bir gezi için birebir.

ARKADAŞ CANLISI BİR ORTAMI VAR
Hostellerin herhalde en sevdiğim özelliği, bir sürü insanın sanki birbirleri için gelmiş gibi arkadaş canlısı olması. Hostellerin alt katında genelde pub ve restoranı bulunur. Burada sabah ve akşam aktiviteleri ile insanlar bir arada hareket edebiliyor. Kalabalık gruplar şeklinde turistik geziler düzenleniyor, eğlence ve adaptasyon için çeşitli oyunlar oynanıyor.



Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

ABOUT ME

I could look back at my life and get a good story out of it. It's a picture of somebody trying to figure things out.

POPULAR POSTS

  • Stuart Dybek - Chicago Kıyıları
    Otuz yedinci kattaki bir otel odasında aynı anda uyuyorlar. İkisi de saatin kaç olduğunundan emin değil, hâlâ biraz sarhoşlar, aralarında bü...
  • "Kızgın Ova" - Juan Rulfo
       Güneydeki dağların en yüksek, en kayalık olanı Luvina'dır. Luvina kireç yapımında kullanılan o boz taşla kaplıdır, ama o taştan ne ki...
  • "Tutkulu Perçem" - Sevgi Soysal
     Şeylerdeki şeyler işte - sokaklardaki insanlar görmüyorlar beni. Oysa günlerdir tutkularım perçemlerimde dolaşıyorum. Nemli bir öğle sonras...
  • KAMP ALANI: CAMPING FUSİNA TOURIST VILLAGE
    Ulaşım Venedik Mestre tren istasyonunun tam önündeki otobüs durağından saatte bir kalkan 11 numaralı otobüsün son durağı Fusina Camping. Yol...
  • "Kahramanın Sonsuz Yolculuğu" - Joseph Campbell
     Erkek ve kadınların çoğu göreceli olarak bilinçdışı denebilecek medeni ve kabilesel alışkanlıklardan daha macerasız olan yolu yeğler. Fakat...
  • "Gezinti" - Robert Walser
     Bisiklete binmiş bir montajcı, 134/III. milis taburundan bir arkadaşım, geçerken sesleniyor bana: "Gördüğüm kadarıyla, yine aylak ayla...
  • AMERİKA YAZ KAMPLARI
    Amerika Yaz Kampı Nedir? Kamplara katılmış olan belli bir yaş aralığındaki çocuklarla ilgilenen, onların kamp süresince katıldıkları aktivit...
  • KAMP ALANI: GÖKOVA AKKAYA ORMAN KAMPI
    Ulaşım Muğla'nın merkezine 30km mesafede olan Akyaka'ya Muğla Otogarından sezonda her yarım saate bir dolmuş kalkıyor. Akyaka'ya...
  • "Kâğıt adam" - Gallagher Lawson
    Onu derinlere gömdüğünü düşünürken, zihninde mağaza vitrinine ait belli belirsiz bir anı canlandı. Anı sanki zincirlerinden kurtulmuş, nefes...
  • KAMP ALANI: DALYAN CAMPING MUĞLA
    Ulaşım Dalyan'a ulaşmak için Muğla'nın Ortaca İlçesindeki otogardan sık sık kalkan minibüsleri kullanabilirsiniz. Dalyan Merkez'...

Advertisement

Follow us on Facebook

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

EREN ARDA GÜLER. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Featured Post (Slider)

Kötüye Kullanım Bildir

Archive

  • ▼  2020 ( 184 )
    • ▼  Mayıs ( 50 )
      • Osman Şahin - Mahşer
      • Robert Seethaler - Toprak
      • Oya Baydar - Elveda Alyoşa
      • Zygmunt Bauman - Akışkan Aşk
      • Drago Jancar - Kehanet
      • B. Nihan Eren - Hayat Otel
      • Yücel Balku - Sükût Ayyuka Çıkar
      • Robert Musil - Hayalperestler
      • Andre Gide - Pastoral Senfoni
      • Karl Polanyi - Büyük Dönüşüm
      • Bilge Karasu - Gece
      • Stefan Zweig - Bir Çöküşün Romanı
      • Özcan Karabulut - Baştan Sona Yalnızlık
      • Michel Houellebecq - Kuşatılmış Yaşamlar
      • Melisa Yılmaz - Üflenmemiş Rüzgârlar
      • Kazuo İshiguro - Gömülü Dev
      • Jean-Christophe Grangé - Son Av
      • Nezihe Altuğ - Seviname
      • Jeanette Winterson - Tek Meyve Portakal Değildir
      • B. Nihan Eren - Kör Pencerede Uyuyan
      • Selçuk Baran - Bozkır Çiçekleri
      • Hakan Bıçakcı - Aramızdaki En Kısa Mesafe
      • DARIDERE KAMP ALANI
      • MEDUSA CAFE BAR CAMPING
      • CAN MOCAMP
      • CAMP İSTANBUL
      • KAŞ CAMPING
      • CAMPING ADRİAKE
      • HİNDİBA DOĞA EVİ / PANSİYON
      • KABATEPE ORMAN KAMPI
      • KARAASLAN CAMPING TESİSLERİ
      • BOLU ALADAĞ KAMP EĞİTİM MERKEZİ (ALADAĞ GENÇLİK İZ...
      • KAMP ALANI: TARIK'IN YERİ
      • TEZEL CAMPING
      • GÜNBATMADAN KAMP ALANI
      • ŞİMŞİRLİK KAMP ALANI VE ALABALIK TESİSLERİ
      • KAMP ALANI: CAMPING VILLAGE ROMA
      • KAMP ALANI: CAMPING HOTEL CITTA Dİ BOLOGNA
      • KAMP ALANI: CAMPING FUSİNA TOURIST VILLAGE
      • KAMP ALANI: DALYAN CAMPING MUĞLA
      • KAMP ALANI: GÖKOVA AKKAYA ORMAN KAMPI
      • KAMP ALANI: ANT CAMPING BALIKESİR
      • KAMP ALANI: GÜZELDERE ŞELALESİ DÜZCE
      • KAMP ALANI: ADA PANSİYON ANTALYA
      • GAZİANTEP'İN ÇIRAĞANI: HIŞVAHAN HAN
      • ZEUGMA
      • MEDENİYETİN BAŞLANGICI: GÖBEKLİTEPE
      • BULUTLAR ÜLKESİ: POKUT YAYLASI
      • ANKARA ULUCANLAR CEZAEVİ
      • GAZİANTEP BEY MAHALLESİ
    • ►  Nisan ( 44 )
    • ►  Mart ( 17 )
    • ►  Şubat ( 73 )
  • ►  2019 ( 258 )
    • ►  Kasım ( 43 )
    • ►  Ekim ( 43 )
    • ►  Eylül ( 53 )
    • ►  Ağustos ( 6 )
    • ►  Temmuz ( 2 )
    • ►  Haziran ( 9 )
    • ►  Mayıs ( 16 )
    • ►  Nisan ( 56 )
    • ►  Mart ( 15 )
    • ►  Şubat ( 7 )
    • ►  Ocak ( 8 )
  • ►  2018 ( 51 )
    • ►  Aralık ( 7 )
    • ►  Kasım ( 8 )
    • ►  Ekim ( 7 )
    • ►  Eylül ( 3 )
    • ►  Temmuz ( 2 )
    • ►  Haziran ( 3 )
    • ►  Mayıs ( 1 )
    • ►  Nisan ( 4 )
    • ►  Mart ( 3 )
    • ►  Şubat ( 5 )
    • ►  Ocak ( 8 )
  • ►  2017 ( 11 )
    • ►  Aralık ( 1 )
    • ►  Ekim ( 10 )

Bu Blogda Ara

Blog Archive

  • ▼  2020 ( 184 )
    • ▼  Mayıs 2020 ( 50 )
      • Osman Şahin - Mahşer
      • Robert Seethaler - Toprak
      • Oya Baydar - Elveda Alyoşa
      • Zygmunt Bauman - Akışkan Aşk
      • Drago Jancar - Kehanet
      • B. Nihan Eren - Hayat Otel
      • Yücel Balku - Sükût Ayyuka Çıkar
      • Robert Musil - Hayalperestler
      • Andre Gide - Pastoral Senfoni
      • Karl Polanyi - Büyük Dönüşüm
      • Bilge Karasu - Gece
      • Stefan Zweig - Bir Çöküşün Romanı
      • Özcan Karabulut - Baştan Sona Yalnızlık
      • Michel Houellebecq - Kuşatılmış Yaşamlar
      • Melisa Yılmaz - Üflenmemiş Rüzgârlar
      • Kazuo İshiguro - Gömülü Dev
      • Jean-Christophe Grangé - Son Av
      • Nezihe Altuğ - Seviname
      • Jeanette Winterson - Tek Meyve Portakal Değildir
      • B. Nihan Eren - Kör Pencerede Uyuyan
      • Selçuk Baran - Bozkır Çiçekleri
      • Hakan Bıçakcı - Aramızdaki En Kısa Mesafe
      • DARIDERE KAMP ALANI
      • MEDUSA CAFE BAR CAMPING
      • CAN MOCAMP
      • CAMP İSTANBUL
      • KAŞ CAMPING
      • CAMPING ADRİAKE
      • HİNDİBA DOĞA EVİ / PANSİYON
      • KABATEPE ORMAN KAMPI
      • KARAASLAN CAMPING TESİSLERİ
      • BOLU ALADAĞ KAMP EĞİTİM MERKEZİ (ALADAĞ GENÇLİK İZ...
      • KAMP ALANI: TARIK'IN YERİ
      • TEZEL CAMPING
      • GÜNBATMADAN KAMP ALANI
      • ŞİMŞİRLİK KAMP ALANI VE ALABALIK TESİSLERİ
      • KAMP ALANI: CAMPING VILLAGE ROMA
      • KAMP ALANI: CAMPING HOTEL CITTA Dİ BOLOGNA
      • KAMP ALANI: CAMPING FUSİNA TOURIST VILLAGE
      • KAMP ALANI: DALYAN CAMPING MUĞLA
      • KAMP ALANI: GÖKOVA AKKAYA ORMAN KAMPI
      • KAMP ALANI: ANT CAMPING BALIKESİR
      • KAMP ALANI: GÜZELDERE ŞELALESİ DÜZCE
      • KAMP ALANI: ADA PANSİYON ANTALYA
      • GAZİANTEP'İN ÇIRAĞANI: HIŞVAHAN HAN
      • ZEUGMA
      • MEDENİYETİN BAŞLANGICI: GÖBEKLİTEPE
      • BULUTLAR ÜLKESİ: POKUT YAYLASI
      • ANKARA ULUCANLAR CEZAEVİ
      • GAZİANTEP BEY MAHALLESİ
    • ►  Nisan 2020 ( 44 )
    • ►  Mart 2020 ( 17 )
    • ►  Şubat 2020 ( 73 )
  • ►  2019 ( 258 )
    • ►  Kasım 2019 ( 43 )
    • ►  Ekim 2019 ( 43 )
    • ►  Eylül 2019 ( 53 )
    • ►  Ağustos 2019 ( 6 )
    • ►  Temmuz 2019 ( 2 )
    • ►  Haziran 2019 ( 9 )
    • ►  Mayıs 2019 ( 16 )
    • ►  Nisan 2019 ( 56 )
    • ►  Mart 2019 ( 15 )
    • ►  Şubat 2019 ( 7 )
    • ►  Ocak 2019 ( 8 )
  • ►  2018 ( 51 )
    • ►  Aralık 2018 ( 7 )
    • ►  Kasım 2018 ( 8 )
    • ►  Ekim 2018 ( 7 )
    • ►  Eylül 2018 ( 3 )
    • ►  Temmuz 2018 ( 2 )
    • ►  Haziran 2018 ( 3 )
    • ►  Mayıs 2018 ( 1 )
    • ►  Nisan 2018 ( 4 )
    • ►  Mart 2018 ( 3 )
    • ►  Şubat 2018 ( 5 )
    • ►  Ocak 2018 ( 8 )
  • ►  2017 ( 11 )
    • ►  Aralık 2017 ( 1 )
    • ►  Ekim 2017 ( 10 )

Combine

Horizontal

Vertical1

Vertical2

Gallery

Portfolio

  • Home
  • Features
  • _Multi DropDown
  • __DropDown 1
  • __DropDown 2
  • __DropDown 3
  • _ShortCodes
  • _SiteMap
  • _Error Page
  • Learn Blogging
  • Documentation
  • _Web Documentation
  • _Video Documentation
  • Download This Template

Footer Menu Widget

  • Home
  • About
  • Contact Us

Social Plugin

Contact us

About

Channels

  • abd
  • adana
  • afrika
  • afyon
  • ağva kilimli koyu
  • airport
  • almanya
  • amerika
  • andorra
  • anı harabeleri
  • ankara
  • antalya
  • apostil
  • app
  • araç
  • arkadaş
  • asya
  • Atatürk
  • avrupa
  • avusturya
  • ayder yaylası
  • balıkesir
  • balkanlar
  • bandırma
  • banka
  • bebek
  • belarus
  • bisiklet
  • bisikletli kamp
  • blog
  • blogger
  • bolu
  • bosna hersek
  • bursa
  • card
  • couchsurfing
  • çadır
  • çadır kurulumu
  • çalışmak
  • çıldır gölü
  • çin
  • çin seddi
  • çipli pasaport
  • denizli
  • doğa
  • doğu ekspresi
  • dolar
  • dost
  • dünya
  • e-pasaport
  • elazığ
  • en iyi bölgeler
  • erciyes ekspresi
  • erzurum
  • eskişehir
  • etik
  • euro
  • evcil
  • everest
  • festival
  • fırat ekspresi
  • fotoğrafçılık
  • galata kulesi
  • gecelemek
  • gezi
  • glamping
  • gümüşhane
  • güney kurtalan ekspresi
  • gürcistan
  • güvenilir
  • güvenlik
  • harcama
  • hava durumu
  • havaalanı
  • havalimanı
  • hayvan
  • hindistan
  • hostel
  • ısparta
  • iç anadolu
  • ingiltere
  • interrail
  • isic card
  • istanbul
  • iş
  • izmir
  • jet lag
  • kahvaltı
  • kamp
  • kamp alanı
  • kamp amerika
  • kamp eczanesi
  • kamp ekipman
  • kamp matı
  • kamp mutfağı
  • kanada
  • karadağ
  • karadeniz
  • karavan
  • karavan kampı
  • karesi ekspresi
  • karester yaylası
  • kars
  • kars kalesi
  • kart
  • kasım
  • kastamonu
  • kayak
  • kayak merkezleri
  • kayseri
  • kıbrıs
  • kış
  • kızılcahamam
  • kira
  • kocaeli
  • konaklama
  • kosova
  • kredi kartı
  • kutlama
  • küba
  • kültür
  • kütahya
  • macera
  • makedonya
  • malatya
  • maliyet
  • manzara
  • marmara
  • mil
  • miras
  • moldova
  • osmaniye
  • otel
  • outdoor
  • oyun
  • öğrenci
  • pamukkale
  • para
  • pasaport
  • rehber
  • rize
  • rota
  • rüzgar
  • sabahlamak
  • seyahat
  • sırbistan
  • sırt çantası
  • singapur
  • şile
  • tarih
  • tatil
  • tax free
  • tcdd
  • telefon
  • temizlik
  • tırmanma
  • travel
  • tren
  • türk lirası
  • türkiye
  • ucuz
  • uçak
  • ukrayna
  • uluslararası
  • uygulama
  • uyku tulumu
  • uyumak
  • uzungöl
  • ülke
  • üniversite
  • vanlife
  • vatandaşlık
  • verçenik yaylası
  • vergi
  • vietnam
  • visa
  • vize
  • vizesiz ülkeler
  • wordpress
  • work
  • work and travel
  • world
  • yapıt
  • yaz
  • yedigöller
  • yemek
  • yeşil pasaport
  • yeşillik
  • yurtdışı

Categories

  • abd
  • adana
  • afrika
  • afyon
  • ağva kilimli koyu
  • airport
  • almanya
  • amerika
  • andorra
  • anı harabeleri
  • ankara
  • antalya
  • apostil
  • app
  • araç
  • arkadaş
  • asya
  • Atatürk
  • avrupa
  • avusturya
  • ayder yaylası
  • balıkesir
  • balkanlar
  • bandırma
  • banka
  • bebek
  • belarus
  • bisiklet
  • bisikletli kamp
  • blog
  • blogger
  • bolu
  • bosna hersek
  • bursa
  • card
  • couchsurfing
  • çadır
  • çadır kurulumu
  • çalışmak
  • çıldır gölü
  • çin
  • çin seddi
  • çipli pasaport
  • denizli
  • doğa
  • doğu ekspresi
  • dolar
  • dost
  • dünya
  • e-pasaport
  • elazığ
  • en iyi bölgeler
  • erciyes ekspresi
  • erzurum
  • eskişehir
  • etik
  • euro
  • evcil
  • everest
  • festival
  • fırat ekspresi
  • fotoğrafçılık
  • galata kulesi
  • gecelemek
  • gezi
  • glamping
  • gümüşhane
  • güney kurtalan ekspresi
  • gürcistan
  • güvenilir
  • güvenlik
  • harcama
  • hava durumu
  • havaalanı
  • havalimanı
  • hayvan
  • hindistan
  • hostel
  • ısparta
  • iç anadolu
  • ingiltere
  • interrail
  • isic card
  • istanbul
  • iş
  • izmir
  • jet lag
  • kahvaltı
  • kamp
  • kamp alanı
  • kamp amerika
  • kamp eczanesi
  • kamp ekipman
  • kamp matı
  • kamp mutfağı
  • kanada
  • karadağ
  • karadeniz
  • karavan
  • karavan kampı
  • karesi ekspresi
  • karester yaylası
  • kars
  • kars kalesi
  • kart
  • kasım
  • kastamonu
  • kayak
  • kayak merkezleri
  • kayseri
  • kıbrıs
  • kış
  • kızılcahamam
  • kira
  • kocaeli
  • konaklama
  • kosova
  • kredi kartı
  • kutlama
  • küba
  • kültür
  • kütahya
  • macera
  • makedonya
  • malatya
  • maliyet
  • manzara
  • marmara
  • mil
  • miras
  • moldova
  • osmaniye
  • otel
  • outdoor
  • oyun
  • öğrenci
  • pamukkale
  • para
  • pasaport
  • rehber
  • rize
  • rota
  • rüzgar
  • sabahlamak
  • seyahat
  • sırbistan
  • sırt çantası
  • singapur
  • şile
  • tarih
  • tatil
  • tax free
  • tcdd
  • telefon
  • temizlik
  • tırmanma
  • travel
  • tren
  • türk lirası
  • türkiye
  • ucuz
  • uçak
  • ukrayna
  • uluslararası
  • uygulama
  • uyku tulumu
  • uyumak
  • uzungöl
  • ülke
  • üniversite
  • vanlife
  • vatandaşlık
  • verçenik yaylası
  • vergi
  • vietnam
  • visa
  • vize
  • vizesiz ülkeler
  • wordpress
  • work
  • work and travel
  • world
  • yapıt
  • yaz
  • yedigöller
  • yemek
  • yeşil pasaport
  • yeşillik
  • yurtdışı

PGA Head Teaching Professional

Fotoğrafım
erenardaguler
Profilimin tamamını görüntüle

Channels

  • abd
  • adana
  • afrika
  • afyon
  • ağva kilimli koyu
  • airport
  • almanya
  • amerika
  • andorra
  • anı harabeleri
  • ankara
  • antalya
  • apostil
  • app
  • araç
  • arkadaş
  • asya
  • Atatürk
  • avrupa
  • avusturya
  • ayder yaylası
  • balıkesir
  • balkanlar
  • bandırma
  • banka
  • bebek
  • belarus
  • bisiklet
  • bisikletli kamp
  • blog
  • blogger
  • bolu
  • bosna hersek
  • bursa
  • card
  • couchsurfing
  • çadır
  • çadır kurulumu
  • çalışmak
  • çıldır gölü
  • çin
  • çin seddi
  • çipli pasaport
  • denizli
  • doğa
  • doğu ekspresi
  • dolar
  • dost
  • dünya
  • e-pasaport
  • elazığ
  • en iyi bölgeler
  • erciyes ekspresi
  • erzurum
  • eskişehir
  • etik
  • euro
  • evcil
  • everest
  • festival
  • fırat ekspresi
  • fotoğrafçılık
  • galata kulesi
  • gecelemek
  • gezi
  • glamping
  • gümüşhane
  • güney kurtalan ekspresi
  • gürcistan
  • güvenilir
  • güvenlik
  • harcama
  • hava durumu
  • havaalanı
  • havalimanı
  • hayvan
  • hindistan
  • hostel
  • ısparta
  • iç anadolu
  • ingiltere
  • interrail
  • isic card
  • istanbul
  • iş
  • izmir
  • jet lag
  • kahvaltı
  • kamp
  • kamp alanı
  • kamp amerika
  • kamp eczanesi
  • kamp ekipman
  • kamp matı
  • kamp mutfağı
  • kanada
  • karadağ
  • karadeniz
  • karavan
  • karavan kampı
  • karesi ekspresi
  • karester yaylası
  • kars
  • kars kalesi
  • kart
  • kasım
  • kastamonu
  • kayak
  • kayak merkezleri
  • kayseri
  • kıbrıs
  • kış
  • kızılcahamam
  • kira
  • kocaeli
  • konaklama
  • kosova
  • kredi kartı
  • kutlama
  • küba
  • kültür
  • kütahya
  • macera
  • makedonya
  • malatya
  • maliyet
  • manzara
  • marmara
  • mil
  • miras
  • moldova
  • osmaniye
  • otel
  • outdoor
  • oyun
  • öğrenci
  • pamukkale
  • para
  • pasaport
  • rehber
  • rize
  • rota
  • rüzgar
  • sabahlamak
  • seyahat
  • sırbistan
  • sırt çantası
  • singapur
  • şile
  • tarih
  • tatil
  • tax free
  • tcdd
  • telefon
  • temizlik
  • tırmanma
  • travel
  • tren
  • türk lirası
  • türkiye
  • ucuz
  • uçak
  • ukrayna
  • uluslararası
  • uygulama
  • uyku tulumu
  • uyumak
  • uzungöl
  • ülke
  • üniversite
  • vanlife
  • vatandaşlık
  • verçenik yaylası
  • vergi
  • vietnam
  • visa
  • vize
  • vizesiz ülkeler
  • wordpress
  • work
  • work and travel
  • world
  • yapıt
  • yaz
  • yedigöller
  • yemek
  • yeşil pasaport
  • yeşillik
  • yurtdışı

Subscribe To Sarah Bennett Blog

Kayıtlar
Atom
Kayıtlar
Tüm Yorumlar
Atom
Tüm Yorumlar

Slider Widget

5/recent/slider

CATEGORIES

  • abd
  • adana
  • afrika
  • afyon
  • ağva kilimli koyu
  • airport
  • almanya
  • amerika
  • andorra
  • anı harabeleri
  • ankara
  • antalya
  • apostil
  • app
  • araç
  • arkadaş
  • asya
  • Atatürk
  • avrupa
  • avusturya
  • ayder yaylası
  • balıkesir
  • balkanlar
  • bandırma
  • banka
  • bebek
  • belarus
  • bisiklet
  • bisikletli kamp
  • blog
  • blogger
  • bolu
  • bosna hersek
  • bursa
  • card
  • couchsurfing
  • çadır
  • çadır kurulumu
  • çalışmak
  • çıldır gölü
  • çin
  • çin seddi
  • çipli pasaport
  • denizli
  • doğa
  • doğu ekspresi
  • dolar
  • dost
  • dünya
  • e-pasaport
  • elazığ
  • en iyi bölgeler
  • erciyes ekspresi
  • erzurum
  • eskişehir
  • etik
  • euro
  • evcil
  • everest
  • festival
  • fırat ekspresi
  • fotoğrafçılık
  • galata kulesi
  • gecelemek
  • gezi
  • glamping
  • gümüşhane
  • güney kurtalan ekspresi
  • gürcistan
  • güvenilir
  • güvenlik
  • harcama
  • hava durumu
  • havaalanı
  • havalimanı
  • hayvan
  • hindistan
  • hostel
  • ısparta
  • iç anadolu
  • ingiltere
  • interrail
  • isic card
  • istanbul
  • iş
  • izmir
  • jet lag
  • kahvaltı
  • kamp
  • kamp alanı
  • kamp amerika
  • kamp eczanesi
  • kamp ekipman
  • kamp matı
  • kamp mutfağı
  • kanada
  • karadağ
  • karadeniz
  • karavan
  • karavan kampı
  • karesi ekspresi
  • karester yaylası
  • kars
  • kars kalesi
  • kart
  • kasım
  • kastamonu
  • kayak
  • kayak merkezleri
  • kayseri
  • kıbrıs
  • kış
  • kızılcahamam
  • kira
  • kocaeli
  • konaklama
  • kosova
  • kredi kartı
  • kutlama
  • küba
  • kültür
  • kütahya
  • macera
  • makedonya
  • malatya
  • maliyet
  • manzara
  • marmara
  • mil
  • miras
  • moldova
  • osmaniye
  • otel
  • outdoor
  • oyun
  • öğrenci
  • pamukkale
  • para
  • pasaport
  • rehber
  • rize
  • rota
  • rüzgar
  • sabahlamak
  • seyahat
  • sırbistan
  • sırt çantası
  • singapur
  • şile
  • tarih
  • tatil
  • tax free
  • tcdd
  • telefon
  • temizlik
  • tırmanma
  • travel
  • tren
  • türk lirası
  • türkiye
  • ucuz
  • uçak
  • ukrayna
  • uluslararası
  • uygulama
  • uyku tulumu
  • uyumak
  • uzungöl
  • ülke
  • üniversite
  • vanlife
  • vatandaşlık
  • verçenik yaylası
  • vergi
  • vietnam
  • visa
  • vize
  • vizesiz ülkeler
  • wordpress
  • work
  • work and travel
  • world
  • yapıt
  • yaz
  • yedigöller
  • yemek
  • yeşil pasaport
  • yeşillik
  • yurtdışı

Advertisement

Main Ad

Trend Tags

  • abd
  • adana
  • afrika
  • afyon
  • ağva kilimli koyu
  • airport
  • almanya
  • amerika
  • andorra
  • anı harabeleri
  • ankara
  • antalya
  • apostil
  • app
  • araç
  • arkadaş
  • asya
  • Atatürk
  • avrupa
  • avusturya
  • ayder yaylası
  • balıkesir
  • balkanlar
  • bandırma
  • banka
  • bebek
  • belarus
  • bisiklet
  • bisikletli kamp
  • blog
  • blogger
  • bolu
  • bosna hersek
  • bursa
  • card
  • couchsurfing
  • çadır
  • çadır kurulumu
  • çalışmak
  • çıldır gölü
  • çin
  • çin seddi
  • çipli pasaport
  • denizli
  • doğa
  • doğu ekspresi
  • dolar
  • dost
  • dünya
  • e-pasaport
  • elazığ
  • en iyi bölgeler
  • erciyes ekspresi
  • erzurum
  • eskişehir
  • etik
  • euro
  • evcil
  • everest
  • festival
  • fırat ekspresi
  • fotoğrafçılık
  • galata kulesi
  • gecelemek
  • gezi
  • glamping
  • gümüşhane
  • güney kurtalan ekspresi
  • gürcistan
  • güvenilir
  • güvenlik
  • harcama
  • hava durumu
  • havaalanı
  • havalimanı
  • hayvan
  • hindistan
  • hostel
  • ısparta
  • iç anadolu
  • ingiltere
  • interrail
  • isic card
  • istanbul
  • iş
  • izmir
  • jet lag
  • kahvaltı
  • kamp
  • kamp alanı
  • kamp amerika
  • kamp eczanesi
  • kamp ekipman
  • kamp matı
  • kamp mutfağı
  • kanada
  • karadağ
  • karadeniz
  • karavan
  • karavan kampı
  • karesi ekspresi
  • karester yaylası
  • kars
  • kars kalesi
  • kart
  • kasım
  • kastamonu
  • kayak
  • kayak merkezleri
  • kayseri
  • kıbrıs
  • kış
  • kızılcahamam
  • kira
  • kocaeli
  • konaklama
  • kosova
  • kredi kartı
  • kutlama
  • küba
  • kültür
  • kütahya
  • macera
  • makedonya
  • malatya
  • maliyet
  • manzara
  • marmara
  • mil
  • miras
  • moldova
  • osmaniye
  • otel
  • outdoor
  • oyun
  • öğrenci
  • pamukkale
  • para
  • pasaport
  • rehber
  • rize
  • rota
  • rüzgar
  • sabahlamak
  • seyahat
  • sırbistan
  • sırt çantası
  • singapur
  • şile
  • tarih
  • tatil
  • tax free
  • tcdd
  • telefon
  • temizlik
  • tırmanma
  • travel
  • tren
  • türk lirası
  • türkiye
  • ucuz
  • uçak
  • ukrayna
  • uluslararası
  • uygulama
  • uyku tulumu
  • uyumak
  • uzungöl
  • ülke
  • üniversite
  • vanlife
  • vatandaşlık
  • verçenik yaylası
  • vergi
  • vietnam
  • visa
  • vize
  • vizesiz ülkeler
  • wordpress
  • work
  • work and travel
  • world
  • yapıt
  • yaz
  • yedigöller
  • yemek
  • yeşil pasaport
  • yeşillik
  • yurtdışı

Pages

  • EV
  • EV
  • EV

Most Trending

  • "Babam Beni Şah Damarımdan Öptü" - Ozan Önen
       İnsan, babası hayattayken, sanki tüm babalar hayattaymış gibi bir yanılgıya; babası öldüğündeyse sanki sadece kendi babası ölmüş gibi bir...
  • "Kadın Yok Savaşın Yüzünde" - Svetlana Aleksiyeviç
     İnsan savaştan büyük...     Büyük olduğu sahneler akılda kalan. Savaşta insanı yönlendiren bir şey var ki tarihten bile güçlü. Daha derinde...
  • Tolstoy - Polikuşka
     Tam da o sırada Yegor Mihayloviç konağın kapısında gözüktü. Şapkalar art arda başlardan alındı, kâhya yaklaştıkça ortasından, önünden dazla...
  • Rebecca Solnit - Karanlıktaki Umut
      Neden-sonuç ilişkisi tarihin ileri doğru hareket ettiğini varsayar ama tarih bir orduya benzemez. Tarih, yanlamasına seğirten bir yengeç, ...
  • "İpekli Mendil" - Sait Faik Abasıyanık
    Vakit geçiyor. Gün akşama, akşam geceye dönüyor ve bütün bunlara kuşlar şahit, gök şahit, insan şahit. Yaşlanıyoruz. Sait Faik nasıl anlatıy...
  • UKRAYNA'YA GİTMEK
    ARABA İLE GİTMEK… Mail kutuma yoğun bir şekilde gelen bir diğer soru, Ukrayna’ya araba ile gitmek. Her ne kadar Ukrayna’ya araba ile yolculu...
  • "Pan" - Knut Hamsun
     Üçüncü Demir Gece; olanca gerginlik içinde bir gece. Hiç değilse biraz don olsaydı! Don yerine gündüzün güneşinden kalma bir sıcaklık; ılık...
  • ŞİMŞİRLİK KAMP ALANI VE ALABALIK TESİSLERİ
    Ulaşım Düzce merkezine, İstanbul yada Ankara'dan otoban yoluyla ulaşmak mümkün. İstanbul - Düzce otoban çıkışı 210 km. Merkeze ulaştığın...
  • KAMP MATI NEDİR VE NASIL SEÇİLİR?
    Özellikle uzun süre yürüyerek seyahat ederken yaptığım doğa kampları sırasında karşılaştığım en keyif bozucu durum kamp çadırını kuracak uyg...
  • "Şizodüş" - Merve Sevde Selvi
    Akşam oluyor. Şehrin üstüne karanlık inerken daralan göğsümü, dünyanın muhtelif yerlerindeki gün doğumlarını düşünerek geniş tutuyorum. Masa...

Featured Posts

About Me


I could look back at my life and get a good story out of it. It's a picture of somebody trying to figure things out. Great things in business are never done by one person. They’re done by a team of people.

Popular Posts

  • Stuart Dybek - Chicago Kıyıları
  • "Kızgın Ova" - Juan Rulfo
  • "Tutkulu Perçem" - Sevgi Soysal

Advertisement

Designed By OddThemes | Distributed By Blogger Templates