DENEME BLOGU
  • Home
  • Download
  • Social
  • Features
    • Lifestyle
    • Sports Group
      • Category 1
      • Category 2
      • Category 3
      • Category 4
      • Category 5
    • Sub Menu 3
    • Sub Menu 4
  • Contact Us

Kötülüğün kol gezdiği, karanlığın bayrak olduğu zamanlarda her zaman birileri çıkar ortaya. Stefan Zweig, felaket sürerken Avrupa'da "İyilikle gülümseyebilen insanlar vardı hâlâ." diyebilmiştir mesela. Her şeye ve bu çirkin çağa rağmen gülümseyebilenlerden olmak adına.


Sonraki haftalar zamanın ötesinde yaşadılar. Como Gölü boyunca aşağıya yürüdüler. Küçük valizlerini önden yollamışlardı. Özgür olmak istiyorlardı: Kendilerini zaten bir göreve bağlanmış hissediyorlardı. Bir keresinde günlerden çarşamba mı, perşembe mi diye kavga etmişlerdi; bu onların tek kavgasıydı. “Trene binmek zorunda olmasak saatimi de kurmam gerekmezdi. Zaman da takvimler de bir esaret.” Çok paraları olmadığından restoranı olan küçük otel ve kasabalarda geceliyorlardı; Léonard ona olabildiğince büyük şehirlerden kaçınmaları gerektiğini açıklamıştı. Müze ve kütüphaneler Léonard’ı ilgilendirmiyordu: O, küçük kasabalardaki basit insanları görmek istiyordu. Oralara gidiyorlardı, Bellagio ve Villa d’Este’ye değil; ipek dokumacılığı yapılan ve yabancıların hiç uğramadığı ve aslında görülecek hiçbir şeyin bulunmadığı yerlerde kalıyorlardı. O küçük otellerde kendilerini iyi hissediyorlardı. Léonard için örneğin ayakkabı tamircisiyle konuşmak, köy okuluna gitmek önemliydi. Evlerin içlerine bakıyorlardı. Léonard onlara ne kadar kazandıklarını soruyordu. Bağcılarla sohbet ediyorlardı. Onlarla birlikte evlerin önlerinde oturuyorlardı. “Onlar da bu bütünün parçası. Bu nedenle eve döndüğünde sanki İtalya’nın hiçbir şeyini görmemişsin gibi kimse sana gülmeyecek, ne Pavia’nın Certosa’sını ne de Venedik Akademisi’ni. Nerelere gittiğimizi bilmeyecekler. Bu kasabalar önemli değil. Ben de onları unutmak istiyorum. Bunlar benim için ‘her yer’ demek. Bir ülkenin önemi, onun ölmüş büyüklerinin sayısıyla orantılı değildir. Yaşayanları önemlidir. Hem de tepedekiler ve onların üstündekilerle değil, sıradan insanlarda yaşamaya devam eder. Ben her yerde onları arıyorum. Çünkü olağandışı olanı aramak yanlıştır,” dedi Léonard. “Yanlış bir ölçüt mevcuttur. Turist rehberlerinde önemli olarak Ravenna, Katedral, Leonardo sıralanmıştır. Burada da heybetlilerin yanından geçip gittik. Çünkü gerçek olan anonim olandır, sıradan insandır, bizi biz yapan Ben’dir.” Küçük notlar aldılar, gezmeye çıktılar, Léonard günlük tutuyordu. “Gördüklerimi kaleme alıyorum. Sıradan olanı. Bunu on yıldır yapıyorum. Birçok şeyi bu notlarımdan hatırlıyorum. Aynı şeyi İngiltere'de Samuel Pepys adlı bir adlı bir adam da yapmış. Alınan bu notlar çok önemli bir işlevi yerine getirir. Bunlar, uzun konuşmalardan, kalın kitaplardan çok daha fazlasını başarır. Onlar savunmak, sırlar saklamak zorundadır, biz ise açığa çıkarmak zorundayız. Biz, yani sıradan adam, biz bu lüksü yaşayabiliriz, hakikatin lüksünü. Çünkü ayrıntı tarihi şekillendirir. Öz buradadır. Bu bir tür muhasebe defteri gibidir. Kendisi üretken olmayan, çalışkan ve titiz olmalıdır. Bu şekilde de katkıda bulunabilir.”

   Clarissa böyle bir mutluluğu daha önce hiç tatmamıştı. Babasından tanıdığı bir dürüstlüktü bu: O böyle bir dürüstlüğün içinde yaşamış ve bu kendisine de geçmişti. Anlamayı, her şeyi hafife almayı öğreniyordu. Bunu yaparken kibirlenmiyor ama kendini güvende hissettiği için neşeleniyordu. Hatta yemeği bile kendisi pişiriyordu. Nereye giderlerse gitsinler her anın tadını çıkarıyorlardı. ”Bir saat hiçbir şey düşünmemek! Bu kaybedilen bir zaman değildir." Şu an, yaşamaktan başka hiçbir şey arzulamıyordu. Babası hizmet etme isteğiyle kendini tüketmişti; (profesörü bu itirafa gülümserdi); tek arzusu kendisini yok etmek olmuştu. Clarissa, Léonard'ın iki kitap yazdığını ve üçüncüsü üzerinde çalıştığını öğrendi; kitapları kendi adıyla yayımlamamıştı, kasabadaki hiç kimse onun o Michel Arnaud olduğunu bilmiyordu. Bu onun kendini göstermeme eğilimine uyuyordu. Onun her şeyinde bir ölçü vardı. Akşamları Clarissa'ya ya bir şeyler anlatıyor ya da Montaigne'den bir şeyler okuyordu “Her insanın bir sevgilisi vardır, Montaigne benim eğitmenim, benim yardımcımdır. O kendisinde kendimi bulduğum adamdır. Pascal daha derindi, Balzac daha dâhiyane - ancak kimse daha insancıl değildi, hiç kimse insan hakkında, sıradan insan hakkında daha fazla bilgiye sahip değildi." Bir piyano bulduklarında karşılıklı birbirlerine çalıyorlardı.  
   Haftalar geçip gidiyordu, daha önce hiçbir şey farklı değilmiş gibi, ezelden beri birbirlerini tanıyorlarmış gibi. Her ikisi için de her şey farklı görünüyordu. Léonard daha neşeli, daha netti. Clarissa eskisinden daha rahat konuşuyordu. Yürüyüşü daha bir canlanmıştı. Daha özgürdü. Gerçekten ilk kez kendini dünyaya açmıştı. 
   Endişe nedir bilmiyorlardı, yalnızca neşeliydiler; nereye gideceklerini nadiren bir gün öncesinden planlıyorlardı. Bazen bir ayakkabı tamircisinin dükkanı, bazen de basit lokantaların önünde oturuyorlardı. Turist rehberleri, şehir planları satın almıyorlardı. Clarissa ülke dilini anlamıyordu. Rahiple ya da eczaneden biriyle konuşmayı deneyebilirlerdi, ama onlardan bile çekiniyorlardı. "Yoksa yaşamayız, zaman yaşamdır. Bu bile rahatsız ediyor," diyordu Léonard. "Kendimizi yaşatalım." Gazete okumuyorlardı. Neler olup bittiğinden haberleri yoktu. "Bu bile yükümlülük altına girmemiz demektir." "Denizde yüzüyormuş gibi özgür olma duygusunu bir kez olsun yaşamak. Her şeyden özgür olarak. Zamandan, dünyadan." "O zaman eşeğiyle seyahat eden biri gibi olabilirdim burada." Demek Léonard'ın arzusu buydu. "Sen yalnızca kendini düşünüyorsun." — "Hayır," dedi Léonard, "seni de düşünüyorum. Hatta yaşlı bir anneyi, köylü bir kadını -karım bunu kavrayamadı- keskin, aydınlık gözlerle bunu yaşamak, mutlu olabilirdi. Ne tuhaf, her yoksulu düşünüyorum, az şeyi olan herkesi. Ama her şeye sahip olanları da düşünüyorum, her birinin istediği şeyi anlayabiliyorum, çünkü her birinde, onları namussuz yapan bir şeylerin var olduğunu biliyorum." 



Stefan Zweig - Clarissa

Çevirmen: Gülperi Sert, Türkiye İş Bankası Yayınları, s.82-85



İnsan bir anısını hatırladı mı her defasında o anı yeniden yaşar ve çoğu zaman yeni şeyler hatırlar. Bazı anılar öyle acıdır ki, beynimizin hücrelerine yeniden, bir başka şekilde yazılır. William Maxwell, "Hatıra dediğimiz şey ya da en azından benim hatıra dediğim şey, akılda süregelen bir masal anlatma şeklidir ve genellikle anlattıkça değişir." derken Tanpınar'ı hatırlatır: Hepimiz kendi masallarımızın kurbanıyız.


YAS DÖNEMİ
   Eğer (1) katil tanıdığım birinin babası olmasaydı ve (2) daha sonra utandığım bir şey yapmamış olsaydım, hayatımda görmediğim bir ortakçının öldürülüşünü elli yıl sonra hatırlayacağımı pek sanmazdım. Bu anı yazısı -eğer bu yazıya anı yazısı diyebilirsek- bir laf kalabalığı, özür dilemenin nadide bir yolu aslında. 
   Bunlara girmeden önce başka bir konuya değinmeliyim. Babam yaşlanmaya ve geçmişi sohbetlerinde daha çok yer tutmaya başladığında, bir gün ona annemin nasıl biri olduğunu sordum. Annem olarak nasıl biri olduğunu biliyordum ama artık birilerinin bana onun insan olarak nasıl biri olduğunu anlatmasının zamanı geldiğini düşünüyordum. Babam beni hayrette bırakarak, "Köprünün altından çok sular geçti," deyip lafı ağzıma tıkadı, ama yine de sesindeki haşin ton, bunca yıl sonra anneme karşı artık hiçbir duygusu kalmadığı mı, yoksa kalmaması gerektiği halde kaldığını mı düşündüğü konusunda beni kuşkuda bıraktı. Her halükârda canı ondan bahsetmek istemiyordu. Çok az aile, öyle ya da böyle bir felaketten kaçınabilir fakat 1909 ile 1919 yılları arasında annemin ailesinin başına gelmeyen kalmamıştı.Geceyi bir çiftlik evinde geçiren dedemin kulağını bir sıçan veya bir dağ gelinciği ısırmış ve 3 ay sonra dedem kan zehirlenmesi nedeniyle ölmüştü. Annemin tek oğlan kardeşi bir araba kazası geçirmiş ve sağ kolunu kaybetmişti. Annemin kız kardeşi mangalda bir türlü tutuşmayan ateşin üzerine gaz yağı dökmüş kıyafetlerini tutuşturmuş ve bunun izini hayatı boyunca taşımıştı. Ağabeyim 5 yaşındayken ayağını dönmekte olan bir arabanın tekerine kaptırmıştı.
   Tüm bunlar olurken ben o kadar küçüktüm ki, yaşananları ya hiç anlamamıştım ya da doğrusunu söylemek gerekirse bunlar benim çok uzağımda gelişmişti. Ağabeyim akşamları soyununca, takma bacağını bir sandalyeye dayardı. Aynı odada uyuduğumuz için bu bana çok doğal gelirdi; kasketi ya da beyzbol eldiveniymiş gibi. Kendine acıyan bir tip değildi ve büyüklerde başına gelenler karşısında duydukları üzüntüyü ona hissettirme konusunda özen gösterirlerdi. "Felaketi" hakkında hissettiğim şey bilinçaltıma (öyle bir şey olduğunu varsayarak) saklanmıştı ve ben ona ulaşamıyordum.
   Küçük oğlan kardeşim yeni yılın ilk günü 1918'de grip salgınının zirve yaptığı bir zamanda doğmuştu. Annem iki gün sonra çift taraflı zatürreden öldü. Bundan sonra başka felaket yaşanmadı. Olabileceklerin en kötüsü olmuştu ve her şeyin üzerindeki parıltı solmuştu artık. Kapıdaki çelenk, gelip giden cenazeci, eve gelen yemek akını, beyaz çiçeklerin baskın kokusu ve bebeğin bakımını üstlenip bizimle birlikte sofraya oturan ilk yardımcılar takımı dâhil, geri kalan her şeyin yaşadıklarımıza inanamadan tahammül etmiştik. Şimdi dönüp bakınca, o soluk benizli tahta göğüslü kadının daha bizi görmeden kısa çöpü çekmiş olduğunu fark ediyorum.



William Maxwell - Hadi, Yarın Görüşürüz

Çevirmen: Çiğdem Erkal İpek, Jaguar Yayınları, s.15-17



Bizi biz ayırıyoruz. Seviyoruz ses etmiyoruz, üzülüyoruz ona da katlanıyoruz, varmak istiyoruz fakat gitmiyoruz. Neden? Hüsrev Hatemi, "Çünkü insanlar arasında engel, yalnız dağlar değildir." der. İnanın sevgili okur, insan isterse, yok olur bütün engeller, engebeler ve dağlar.


Galata Köprüsü'nün Ardından
   Galata Köprüsü gerçek bir eski İstanbullu idi. Eski İstanbul hayatında yangınlar, çok görülen ve nerdeyse su basması, deprem gibi 'tabiî afet' sayılan olaylardandı. Bir Sarıgüzel yangını çıkar, çok sayıda levhayı, belgeyi ve güzel el yazması kitapları dünyaya gelmemişe döndürürdü. Galata Köprüsü eski İstanbullu idi. Sonunun sökülme ile bitmesini istemedi. "Yansın bu gönül hasrete bu demde ki yanmaz" diye haykırdı. Bu ateşli nağmelerden bir tek yumurta çıktı. Bir ay sonra bu yumurtadan yeni köprü çıksın istedi. Çünkü Galata Köprüsü kaknüs efsanesini biliyordu. "İstanbul kaldırımı çiğnemiş" diye bir deyim vardır. Galata Köprüsü için "eski İstanbullular tarafından çiğnenmiş" deyimini kullanabiliriz. Galata Köprüsü; Ali Nihat Tarlan, Ahmet Ateş, Fuat Köprülü, Yahya Kemal, Ahmet Haşim, İbnülemin Mahmut Kemal, Hamdulah Suphi Tanrıöver, Ahmed Hamdi Tanpınar tarafından çiğnenmiş bir köprü idi. Böyle bir köprü 'ayılana gazoz, bayılana limon' nağmeleri arasında bir eğlence köprüsü olarak yaşayamazdı. Bu sebeple kendini 'ihrak binnar' etti. Bunu Yahya Kemal'den duymuştu: Görenler sevdiğin ihrak binnar etti sansınlar. Yani görenler seni, sevdiğin kişi ateşte yaktı sansınlar. Biz köprünün başka sebeplerle yandığını sandık. Hâlbuki bu olay bir kaknüs efsanesidir. Bir kaknüs ancak tek bir yeni kaknüse hayat verir. Kaknüs kendi nağmelerinden doğan ateşle yanar. Abdülmecid yeni köprü inşası için emir vermiş ve köprü hicri 1261 yılında bitirilmişti. Şinasi bu sebeple; Cisr-i Ali yaptı Şeh Abdülmecid-i Cem haşem, diyerek tarih düşmüştü. Yine Şinasi, başka bir manzumesinde;
   Etmez karar kimse bu dünya-yı dûnda
   Encâm-ı kâr semt-i bekaaya olur revan


   dememiş miydi? Fakat adı üzerinde bu sözleri söyleyen Şinasi idi. Gatala Köprüsü için artık bu âlemde kadirşinas pek az kişi kalmıştı. Kısaca Galata Köprüsü ölümü ve ölüm şeklini kendisi seçmişti.


Hüsrev Hatemi - Kuşlar ve Zaman

Dergâh Yayınları, s.177-178


Sahil Kamp İstanbul 35 hektar orman arazisi üzerine kurulmuş olan deniz kenarında bir Dinlenme Spor Aktivite ve Eğitim tesisidir. Tesisler Şile Sahilköy Köyü Büyük İskele mevkiinde bulunmaktadır. Kamp çam ağaçları ile örtülüdür. Çam ağaçlarının altları temizlenerek ilaçlı ahşap platformlar kurulmuştur. . Platformlar üzerinde çadır veya piknik masaları kurulmuştur. Platform çadır ve piknik alanları 20 dönümden fazla alandır. Çadır ve konaklama yerlerinin ihtiyacını karşılayan yeteri kadar çeşme vardır. Tuvalet ve duş mevcuttur. Aynı alanda büfe, market ve 200 m2 cafe bulunmaktadır. Marketimizde şehir fiyatları ile alışveriş yapabilirsiniz. Denize bakan kayalıkların üzerine kurulu geniş çardaklar bulunmaktadır. Çardaklarda dinlenmek uyumak ve geceyi geçirmek mümkündür.


Denize bakan tepede ise özel menüsüyle spesiyal Restaurant bulunmaktadır.İleride deniz ve ormanın bitişiğindeki 19 bungalovda hafta sonunu veya tatilinizi geçirebilirsiniz.

75 m2 lik salonda eğitim seminerleri veya her türlü toplantı yapılabilir. Biraz daha ileride karavan alanında karavanlarınızı kurup bir yılı keyifle tatil yapın.

Çocuk kampları, Şirket Organizasyonları, Bireysel Aktiviteler ve VIP Projeler olmak üzere doğayı seven herkesin kendine uygun bir şeyler bulabileceği bir kamp merkezi.

Özgür ruhlar, hayattan keyif almayı sevenler bu fırsat sizin için! Karadeniz’e sınır parkurları benzersiz doğa şekilleri arasında güçlü ATV'lerle, keyif; macera, adrenalin dolu bir motor sporu heyecanı yaşamak isteyenler için ATV Safari!!!

Unutulmaz an ve anılarla gerçek bir Survivor Parkuru deneyimini yaşamaya ne dersiniz? Parkurlarda rakip takımla yarışırken kendinizi gerçek bir yarışma heyecanı içerisinde bulacaksınız. Bu heyecanı hemen şimdi yaşamak istersiniz değil mi? O halde sen de durma MACERAYA KOŞ

Hayatta Kalma Eğitimi Doğada hayatta kalabilmek için, zorunlu olan bilgilerin, disiplinlerin ve tekniklerin öğrenilmesi ve bunların uygulanabilmesi gerekmektedir.


ŞİLE SAHİLKÖY İstanbul'un en büyük üçüncü ilçesi olan Şile, en fazla ormanlık alana sahip bölgedir ve % 70'i ormandır. Sahilköy İstanbul'a 50 km mesafede bulunan deniz kenarında ormanla bitişik şirin bir tatil köyüdür. Sahilköy Türkiye`nin cennet köşelerinden biridir.Tabiat harikası bu köyde huzur dolu vakit geçirebilirsiniz. Son yıllarda, Şile otobanının revize edilerek genişletilmesiyle, Sahilköy'e gelen yerli ve yabancı turist sayısı artmış ve bunun yanında, günübirlik hafta sonu tatilcilerin de vazgeçilmez bir tatil merkezi olmuştur.. Şile ve Sahilköy'de yapılan çeşitli araştırmalar Şile çevresinin tarih öncesinde (Cilalı Taş Devri) iskan edildiğini göstermektedir.

Kefken ile Bulgaristan sınırı arasındaki Karadeniz sahil kesiminde yapılan tarih öncesine ilişkin çalışmalarda, çeşitli yerlerde Paleolitik çağın muhtelif bölümlerine ve özellikle Epi-Paleolitik döneme ait bir çok konak yeri ve işlik saptanmıştır. Buluntu yerlerinin sayısındaki artıştan, buzul sonrası dönemde (yaklaşık M.Ö. 12000 ile 6000 arasında) Karadeniz kıyı şeridi üzerinde önemli bir nüfus yoğunluğunun olduğu açıkça bellidir. Nitekim İstanbul'un en eski buluntu yerleri arasında Şile'nin Ağva ve Sahilköy (Domalı) köyleri bulunmaktadır.

Marmara kıyısında Ambarlı'yı da içine alan kıyı konak yerlerinden biri olan Sahilköy, aynı adı taşıyan koyun kuzeyindeki kumluğun batısındadır. Sahilköy'e ait yontma taş aletler, Göztepe ve Kazlar deresinin doğusuna rastlayan Dereağzı Tepesi üzerinde toplanmıştır.

ŞİLE SAHİLKÖY KUMULLARI Şile Sahilköy Plaj Kumullarının Tedavi Amaçlı Olarak Kullanılması DHKD tarafından yapılan çalışmada, Karadeniz'in güney sahillerinde doğal habitatın korunması gereken 15 kumul alandan birisi olan "Şile Kumullar" sahası, 7 km uzunluğunda, 111 hektarlık bir alanda konumlanmıştır. Plaj kumları kuzeyli hakim rüzgarlar tarafından Kumbaba mevkii ile Sofular, Alacalı, Doğancılı ve Kurfallı köylerinde içerilere doğru sokularak kıyı kumullarını oluşturmuşlardır. Karadeniz sahil şeridi üzerinde bulunan 12 kumul alanından ikisi Şile ilçesi sınırları içindeki Kumbaba ve Sofular-Sahilköy kumullarıdır. Sahilköy kumlu plajlarında klimatik özelliklere de dayanarak; deri, solunum, sindirim, lokomotor, dolaşım, endokrin, sinir ve immum gibi hastalıkların tedavisi için talassoterapi ve özellikle tıbbi turizm olanakları mevcuttur. "Talassoterapi", sağlığı korumak veya hastalıkları tedavi etmek amacıyla deniz, güneş ve iklimin kürler halinde uygulanmasına verilen isimdir.

KUM ZAMBAĞI (Pancratium maritium) Belirtilen kumullar üzerinde Şile ile özdeşleşmiş yeşil yapraklı, beyaz çiçekli, soğanlı bir bitki olan KUM ZAMBAĞI (Pancratium maritium) bilhassa çiçekli bir halde güzelliği ve kokusu ile Temmuz-Eylül ayları arasında gözlemlenebilmektedir. Türkiye kıyılarında kumul alanlarda yayılım gösteren, ancak giderek nesli tehlike altına girmeye başlayan, tıbbi amaçlarla da kullanım potansiyeli bulunan kum zambağı; biyolojik çeşitlilik bakımından Göksu Deltası'nın önemli soğanlı bitkilerinden biridir. Biyoçeşitlilik yönünden korunması ve geliştirilmesi gereken bir türdür. Kum zambağı bitkisi, doğal yaşam alanları olan kumul sahillerin büyük bölümünün plaj olarak kullanılması, insanlar tarafından çiğnenmesi, çiçeklerinin koklamak ve evlerini süslemek için koparılması ve soğanlarının toplanması nedeniyle nesli tehlike boyutuna ulaşmış bir türdür. Kokulu ve dekoratif çiçekleri ile önemli bir süs bitkisi olma niteliğine sahip kum zambakları içerdiği 150'den fazla olan alkaloid nedeniyle pestisit ve tıbbi bitki olma özelliğinde taşımaktadır. Arizona Eyalet Üniversitesi Kanser Araştırma Enstitüsü'nde yapılan bir araştırmada ise antikanser etkili bir madde olan Pancratistain'in; Pancratium maritimum'da bulunduğu tespit edilmiştir.

Şile yalnızca denizi ile değil, sahip olduğu diğer doğal zenginlikleriyle de çok önemli bir ilçedir. Yaklaşık 1 km'lik bir alan kaplayan kumul sistemi, batı ucunda Kumbaba Tepesi'nden bitişiğindeki tepelere kadar uzanır. Kumul sistemini çevreleyen sulak alanlar, sarp kayalıklar, orman ve çalı bitki örtüsü bölgenin doğal zenginliklerine olağanüstü katkıda bulunur. DHKD'nin sürdürdüğü çalışmalar sonucu, Şile-Sahilköy Kıyıları, Türkiye'nin Önemli Bitki Alanları'ndan biri olarak belirlenmiştir. Şile-Sahilköy Kıyıları 6 tanesi Türkiye'ye endemik olmak üzere, toplam 16 nadir bitkiye ülke çapında ev sahipliği yapar. Bunlardan üçü [kum incisi (Aurinia uechtritziana), Karadeniz salkımı (Silene sangaria) ve sahil sığır kuyruğu (Verbascum degeni)] Türkiye'nin imza attığı uluslararası Bern Sözleşmesi kapsamında koruma altına alınması gereken bitkilerdir. Bu bölgede Kumbaba Kumul Tepesi ve Doğancılı-Alacalı kumulları I.Derece Doğal Sit Alanları ilan edilmiştir.

Ne saygı ne sevgi, hepsini bir bir tüketiyoruz şu asırda. Nerede o nahif adetler, insanlar, evler, caddeler. Her şey çirkinleşiyor git gide. Yunus Emre, "Gezdim Halep ile Şam'ı eyledim ilmi talep, meğer ilim bir hiç imiş illa edep illa edep." der. İyilik, güzellik olmadıkça dünyalar bizim olsa ne olur olmasa ne olur



Bu kalede bir padişah ve üç kızı yaşamaktaymış. Bir sabah uyanıp pencereye yanaşan Padişah, sarayda bir adam görür gibi olmuş. Avluya indiğinde merdivenlerde bir yılanın ikiye bölündüğünü görmüş ve duvara saplanmış kılıcı bulmuş. Dışarı çıkıp her yana göz gezdirdiğinde kale hendeğinde kırk hırsızın cesetleriyle karşılaşmış. "Bunu bir düşman değil ancak bir dost yapmıştır," diye düşünmüş. "Beni hem hırsızlardan hem de yılandan korumuş. O kılıcın sahibi benim dostum ama kendisi nerede acaba? Bu konuda ne yapılacağına dair vezirine danışmış.

   "Bu meseleyi kolaylıkla halledebiliriz," demiş vezir. "Büyük bir hamam sefası tertip edelim ve herkesi davet edelim. Gelen herkesi tek tek izler, bu kılıcın kınını taşıyanı buluruz. Dostumuz o adamdır." Padişah da aynen öyle yapmış. Büyük bir hamam sefası tertip ettirmiş ve bütün ülke bu şölene iştirak etmiş. 
   Ertesi sabah vezir, "Padişahın üç oğlu dışında herkes geldi, bir onlar yoktu," demiş. Bunun üzerine Padişah, diğer saraya davet göndererek üç kardeşi hamama davet etmiş. Geldikleri zaman kıyafetlerini dikkatle izleyerek en küçük kardeşin kılıçsız bir kın taşıdığını fark etmiş.
   Padişah, genç adamı huzuruna çağırarak, "Bana büyük bir iyilik ettin. Ne dilersen dile benden!" demiş. 
   "En küçük kızınızı isterim, başka da bir şey istemem," demiş genç adam.
   "Eyvah! Oğlum, kızımı isteme de ne istersen iste benden," diye iç geçirmiş Padişah. "Tacımı iste, ülkemi iste, hepsini vereyim ama kızımı sana veremem."  
   "Küçük kızını verirsen alırım," demiş padişahın en küçük oğlu. "Başka bir şey istemem. 
   "Oğlum," diye inlemiş adam. "Büyük kızımı iste, vereyim. Ortanca kızımı iste, vereyim. İstersen ikisini birden vereyim. Ama en küçük kızımın tehlikeli bir düşmanı var. Rüzgâr İblisi. Kızımı ona vermedim zamanında. Şimdi de kimse yanına yanaşmasın. Rüzgâr İblisi öyle korkunç bir canavar ki hiçbir ok onu vuramaz, hiçbir göz onu göremez. Fırtına gibi eser, rüzgâr gibi bir anda gelir."



Ignac Kunos - Türk Masalları

Çevirmen: Elif Nihan Akbaş, Maya Kitap, s.103-104


Ara sıra uzaklaşmak isteriz olduğumuz yerden. Yeni yerler görmek yeni insanlar tanımak iyi gelir insana. Bahaettin Karakoç, "Bir teknem olsun istiyorum gökkuşağı rengi / Ve gitmek..." der. Bazen insan, hiç gitmediği yerlere hasrettir.



Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü
Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü
Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.


Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden
Bebekler hayta hayta yürümeden
Geleceğim diyorum, geleceğim sana
Ne olur kesin bir takvim sorma bana 
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.


Beklesen de olur, beklemesen de 
Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende 
Gecesi uzun süren karlar - buzlar ülkesinde 
Hangi ses yürekten çağırır beni sana 
Geleceğim diyorum, takvim sorma bana
-Ihlamur çiçek açtığı zaman.


Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi
Sen bir zümrüdüankaydın, elim tüylerine değdi
Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi? 
Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana 
Kesin bir gün belirtemem, n'olur takvim sorma bana 
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.


Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden
Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben
Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden 
Gemileri yaksalar da geleceğim sana 
On iki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana 
-Ihlamur çiçek açtığı zaman.


Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif 
Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız 
Ey benim alfabemdeki kadim elif
Ne güzellik, ne de tat var baharsız
Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana
Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.


Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan 
Kimseye uğramam ben sana uğramadan
Kavlime sadığım, sadığım sana 
Takvim sorup hudut çizdirme bana 
Ben sana çiçeklerle geleceğim
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.





Bahaettin Karakoç - Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman

Nar Yayınları




1. Acil durumlar için ağaçtan düdük yapmasını öğrenin.


2. Yanınızda parlak renk ve doğada geri dönüşebilen bant getirin.


3. Tuvalet kağıdı kutusu yapın.


4. Kendi kene kovucu solüsyonunuzu yapın.
1 ölçek ayçiçeği yağı ile 2 ölçek suyu karıştırıp sıkılabilir bir sprey şişesine koyun. Ayakkabılara, çoraplara ve kıyafetlere sıkın.


5. Bazı ilkyardım malzemelerini küçük bir plastik tüpe koyun ki gezerken yanınızda taşıyabilin.


6. Eski şişelerden gaz lambası yapın.


7. Kendi kibrit kutunuzu hazırlayın.
Üzerine de zımpara kağıdı ekleyin ki kibritleri yakabilesiniz.


8. Arabanızın arka kısmına bu harika koltukları kurun ve manzaranın keyfini çıkarın.


9. Kamp gezisine çıkmadan önce kampta kullanmak için evde poşet kahveler hazırlayın.


10. Kamp ateşinin karşısında kağıt külah içinde yemek için atıştırmalıklar götürün.


11. Ateşte pişmiş marshmallow'lar yapın.


12. Adaçayı bitkisini böcek uzaklaştırıcı olarak kullanın.


13. Ateş yakarken çıra olarak cips de kullanabilirsiniz.


14. Acil durumlar için şişelerinizin etrafına bant sarın.


15. Kendi çıralarınızı hazırlayın.
Muma batırılmış disk pamuklarla ateş yakmak inanılmaz kolay bir hale geliyor.


16. Birden fazla parça sabun oluşturmak için sebze soyucu kullanın.


17. Sabahlarınızı daha kolay geçirmek için yanınızda taşınabilir kahve tozu bulundurun.


18. Kamp ateşinde patlamış mısır yapın.














Karavan özgürlüğün ikinci adıdır. Karavan tatillerinde bir rota belirlense de her zaman o rotanın dışına çıkılır, o kesin.

Bir kez yapmanız halinde hayatınız boyunca ikinciyi ne zaman yapacağım diye düşünmeye başlarsınız. Biz de deneyimlerimizden faydalanarak sizlere karavan tatiline çıkacaklar için olmazsa olmazları listeledik.

Tatil planı ve konaklama güzergahlarını iyi belirleyin

Türkiye ve dünyada özellikle karavan kampları genellikle doğası güzel ve bol yeşillikli yerlere konumlanmış durumdadır. Karavan bir özgürlük sunsa da karavan kamplarında kalmakta yarar var.

Karavan kamplarının en büyük avantajı ortak tuvalet, banyo dışında aracınıza elektrik ve su depolama yapmanızı sağlayan imkanları sunmasıdır. Günlük 50 ile 100 lira arasında konaklama ücretleri vardır. Kamplar, karavan kültürünün dibine vurmak ve karavan hikayelerini dinlemek için biçilmiş kaftan...

Kamp için çadır, uyku tulumu ve diğer ekipmanları alın

Karavan cüssesi büyük bir araç olduğu için bazen engebeli veya ulaşımı zor arazilerde onu geride bırakmak zorunda kalıyorsunuz. Bu durumlarda ihtiyacınız olan uyku tulumu, çadır, fener, elektrik veya ateş kaynağı gibi kamp ekipmanları, karavan dışında bu arazilerde kalmanıza yardımcı olacaktır. Ulaşılması zor koylar, tepeler veya değişik mekanlar için muhakkak bu ekipmanları yanınıza alın.

Güvenlik

Karavan tatili sanılanın aksine güvenli bir yolculuktur. Ama yine de tedbiri elden bırakmamanız gerekiyor.

Özellikle yollarda 

-En önemli kurallardan biri tekin olmayan yerlerde konaklamamak. Benzin istasyonu veya yoldan görünen bir güzergahta konaklamaktansa kimselerin göremeyeceği yerlerde konaklamanız daha iyi olacaktır.

-Savrulma veya devrilmeyi önlemek için 80 km süratin üstüne çıkmamak önemli.

-Karavanda uzun yolculuklar için en az iki sürücünüz olması yol yorgunluğunu ve riski en aza indirecektir.

-Lastik kontrolleri ve lastik patlamasına karşı stepnenin yerini bilmek yararlı olur.

-Araç çalışmıyorken ve herhangi bir elektrik kaynağına bağlanmamışken aküyü bitirmemek için; fön, fırın ve kettle gibi alet edevatı gerekmedikçe çalıştırmamayı öneririm.

-Yollarda güvenliğiniz için biber gazı spreyi yeterli olacaktır.

-GPS'le kendinizi bir arkadaşınıza takip ettirin.

-Yanınıza fener alın.

-Gideceğiniz güzergahlardaki hastanelerin listesini çıkarın.

-Aracınızdaki yiyecek saklama yerlerini doldurun.

-Araç seyir halindeyken sarsıntı çok olacağından kırılacak eşyalarınızı sabitlemeniz iyi olacaktır. Tüp ve elektrikli eşyaları yangın ve gaz sızıntısına karşı sabitleyin.

-Bir ilaç çantası yapın.

En az bir tamirci tanıdığınız olsun

Eğer motor veya araç arızalarından anlayan bir yol arkadaşınız varsa bu dediğim maddeyi es geçebilirsiniz. Fakat bu arızalardan anlamıyorsanız en yakın tamirciye gidene kadar telefonla arayabileceğiniz bir tamirci arkadaşınız olması işinizi kolaylaştıracaktır.


Tatilinizi belgeleyin

Karavan tatilinde bagaj sorununuz pek olmayacağından yanınıza alabildiğiniz kadar teknolojik alet alıp tatilinizi fotoğrafların, videoya çekin ve bir şeyler karalayın. İnsanlar tatilden döndüğünüzde karavan anılarınızı görmek isteyecekler.


Böceklere karşı korunun

Genellikle karavanlarda sineklik olmaz ve sıcak havalarda araç camları açık bırakılır. Karavanın içine böceklerin dolmaması için cam ve kapılara ilaçlama yapın.


Temizlik ve askeri disiplin şart

Karavan özgür bir tatilin en güzel tarifi de olsa 4 kişi 15 metrekare alanda kalınca bazı ufak kurallar koymanız gerekiyor. Yatılan yerlerin toplanması, mutfak düzeni ve özellikle karavan içinde ayakkabıyla dolaşmamak gibi.


Bisiklet, motosiklet veya zodyak bot alın

Karavan kampına yerleştiniz ama merkeze uzaktasınız. Bu gibi durumlar için karavana en az bir bisiklet alabilirsiniz. Bazı karavanlarda arka, ön veya iç tarafında motosiklet koymanız için bölmeler bile olabiliyor. İmkanınız varsa bu kısımları kullanın. Deniz ile haşır neşirseniz karavanın üst kısmına bir zodyak bot bile yerleştirebilirsiniz.


Karavanda tuvalet ve banyo işleri

Karavanda banyo yapma imkanınız olacaktır. Genelde 30 ila 100 lt su tankları olduğundan 1 günde 4 kişi banyo yapıp, bulaşık yıkayabilir. Tuvalette ise pis su tankına dolan insan atıkları ufak jet motoru kıvamındaki bir aletle dışarı fışkırtılabilme şansına sahiptir. Bu boşaltım işlemi genellikle aracın alt ve yan kısmında olur ve boş tarla veya otoyol kenarlarında, kirletmeyecek şekilde durduğunuz bir anda düğme vasıtasıyla yapılabilir. Temizlik açısından 4 günde bir boşaltmanızda yarar var.


Karavancı selamı

Karavan bir kültür ve yaşam şeklidir. Bir karavancının diğer bir karavancıya yardım etmesi beklenen bir davranıştır. Özellikle yollarda başınıza bir iş gelirse ve bir karavancı sizi görürse mutlaka yardım eder. Her karavancı karşılaştıkları anda birbirine korna veya el ile selam verir.


Sıkça sorulan sorular

Aracı vurdum ne yapacağım?

Kiraladığınız karavanların sigortaları oluyor fakat genellikle imzaladığınız belgeler gereği, araca hasar vermeniz durumunda verdiğiniz zararı karşılamak zorunda oluyorsunuz.

Araç kiralamak için hangi ehliyet tipine ihtiyaç var?

Moto karavan yani kamyon kasa ve römorklu yani otomobilinizin arkasına bağladığınız modellerin ikisinde de B tipi yani otomobil ehliyetiniz varsa araçları kiralayabiliyorsunuz. Bazı karavanların kafası tır olduğundan onlar için B ehliyeti yeterli olmayacaktır.

İlk 2 gün neden midem bulanıyor?


Deniz ve karavan yolculuklarının ilk günlerinde mide bulantısı normaldir. Özellikle hep yoldaysanız. Karavan yolculuk esnasında biraz sallandığı için karaya ayak bile bassanız yer sallanıyormuş hissine kapılacaksınız. Korkmayın herkesin başına geliyor ve ilk günlerden sonra geçiyor...


Doğa’da temizlik, maalesef bir çoğumuzun görmezden geldiği, çok önemli bir konudur. Her ne kadar gittiğimiz ortamlar doğal, temiz ortamlar olsa da; şehir ortamında alışkın olmadığımız birçok bakteri ve parazit barındırırlar. Bu bakteri ve parazitlerin kaynağı hayvan dışkıları, hayvan leşleri, çürümüş bitkiler olabilmektedir.

Doğada Kişisel Hijyen
Bakteri ve parazitleri vücudumuza en çok ağız yolu ile ve genital bölgelerimizden alırız. Dağda, kampta elimizle hazırladığımız yiyecekler ile besleniyor, genital bölgelerimizi ellerimizle temizliyoruz . Peki ellerimizi ne sıklıkla temizleyip dezenfekte ediyoruz? Birçoğumuz tuvaletten sonra ellerini yıkıyor. Tuvalet ihtiyacımızı gidermeden önce de ellerimizi temizlemenin önemi çok büyüktür.

Kişisel hijyenin yeterli olmaması başta ishali tetikler. Dağda ishal hoş olmadığı gibi, ölüme götürebilecek ciddi bir hastalıktır.

Bağırsaklarda normal şartlarda bakteriler bulunmaktadır. Bu bakteriler insan vücudunda herhangi bir hastalığa neden olmamaktadır. Bu bakteriler bağırsak florası diye adlandırılır. Çeşitli sebeplerle faydalı bakteriler azaldığında bağırsaklarımız doğada bulunan bakterilere karşı savunmasız kalacağından ishal kaçınılmaz olur.

Eğer dağda veya faaliyete gitmeden kısa bir süre önce antibiyotik kullandıysanız kişisel hijyene iki kat dikkat göstermeniz gereklidir.  Antibiyotik kullanımı sonucu bağırsak florasında azalma olduğundan, patojen yani ishal yapıcı bakterilerin çoğalmasına neden olur, bağırsaklar savunmasız kalır; böylelikle hastalık ortaya çıkar.

Kirli, dezenfekte edilmemiş eller temas halinde gözlerde, açık yaralarda enfeksiyona sebep olabilir.

Nelere dikkat etmemiz gerekiyor?
Doğada düzenli ellerimizi yıkıyor, dezenfekte ediyoruz.
Eğer birkaç günlük uzun etkinlikler yapıyorsak ıslak, sabunlu temiz havlu ile vücudumuzu siliyoruz. Çok uzun etkinliklerde fırsat bulabilirsek yıkanıyor, fırsat bulamazsak en azından saçlarımızı, koltuk altlarımızı, apış aralarımızı sabunla yıkayıp duruluyoruz (ayaklarınızı sadece su ile temizleyin. sabun kullanımı ayakların ph dengesini bozacak, mantar üreyecektir). Temizlik yaptığımız sürece zararlı bakteri ve parazitlerden korunacak, mantar üremesini engelleyebileceğiz. Böylece hem moralimiz hemde vücudumuz yoğun aktivitelere hazır olacak.

Dişlerimizi fırçalıyoruz.
Tırnaklarımızı uzun bırakmıyoruz.
Temizlik için hangi malzemeleri yanımızda taşımalıyız?
Kalıp sabunu alın, bıçakla üçe bölün. Faaliyetin uzunluğuna göre birini, ikisini veya üçünü birden yanınızda taşıyın, bittikçe kullanırsınız.
Eller için dezenfektan jeller satılıyor. Eczane ve marketlerde bulunabilir. Su bulamadığınız durumlarda çok işinize yarar.
Esanssız ıslak mendil. Su bulamadığınız durumlarda ve tuvalet sonrası temizlikte çok işinize yarar.
Havlu. Feda edebileceğiniz eski bir havlunuzu makasla iki veya üçe bölün. Koca havluyu bir kerede kirletmek yerine, kirletebilecek 3 havluya sahip olursunuz.
Tuvalet kağıdı.
Çöp torbası. Atıkları doğada bırakmıyoruz.

İpuçları
Sabun bulunmadığında At kestanesi yaprakları ılık suda ezilip sabun olarak kullanılabilir. Antiseptik etkisi de vardır.
Odun külü hem diş macunu hem de sabun yerine kullanılabilir.
Çilek ile dişlerinizi ovuşturarak diş temizliğinizi yapabilirsiniz.
Elbise Temizliği
Elbiseleri temiz tutarak hem yalıtkanlık, hem de hijyen sağlamış olursunuz. Yaz aylarında mümkünse elbiseleri her gün yıkamalı, temiz ve kuru bir kat giysiyi gece giymek için saklamalısınız. Soğuk mevsimlerde sadece iç çamaşırı ve çoraplarınızı yıkamanız veya yedek taşımanız yeterlidir.

Yıkama için toz sabun veya kalıp sabun kullanabilirsiniz. El ve vücut temizliği tek başına yeterli değildir. Temiz giysiler bakteri ve mantar üremesini önleyecektir.

Ayakkabılarınızı geceden mutlaka çamurlarını temizleyin. Tabanlarını çıkararak kurumaya alın. Kuruma işlemini hızlandırmak istiyorsanız ayakkabıların içine gazete kağıdı yerleştirebilirsiniz.




Doğayla bütünleşmek, çadırda konaklamak ve kamp yapmak birçok kişi için heyecan verici ve son derece keyifli bir aktivite. Ben de dahil kamp yapan hemen herkes çadır kampı yapmanın ne kadar güzel, faydalı ve gerekli olduğundan bahseder durur. Peki hiç olumsuz yönleri, zorlukları yok mudur? Çadır kampı konusunun kamera arkasına geçiyor ve tatsız gerçeklikleri ile yüzleşiyoruz.

1 Böcekler
Uzaktan bakıldığında doğal alanlar ne kadar sessiz ve ıssız görünürse görünsün doğada yalnız olmadığınızı sakın unutmayın. Yürüyüş sırasında, mola verdiğinizde ve hatta çadırınızda mışıl mışıl uyurken bile farkedeceksiniz ki etrafta birbirinden farklı yapıda ve huyda böcekler var. Bunların en popüler ve can sıkıcı olanları arasında kene, karınca ve örümcekler gelmekte. Gerekli önlemleri alıp birkaç ufak noktaya dikkat ederseniz bu şirin canlılardan zarar görmeden birlikte vakit geçirebilirsiniz.

Yanınızda mutlaka böcek kovucu sprey bulundurun. Vücudunuzun açıkta kalan kısımlarına (göz çevresi ve dudaklar hariç) spreyi uygulayın.
Kamp yaptığınız bölgede ve çantanızda açıkta yiyecek, çöp bırakmayın. Çöplerinizi mutlaka dayanıklı çöp poşetine koyup ağzını sıkıca bağlayın ve çadırdan uzak mesafede tutun.
Ayakkabılarınızı giymeden önce içlerini mutlaka kontrol edin.
Yeni kıyafet giyerken mutlaka iyice sallayıp iç dış yapmayı unutmayın.
Çantanızdan bir şey alırken dikkatli davranın.
Bir çok haşere insana durduk yere saldırmaz. Rahatsız edildiği veya istemeden de olsa zarar gördüğü sürece doğadaki canlılar saldırganlaşır. Böceklerle karşılaştığınız zaman kaçmaları için fırsat verin.

Antigua adasında kamp yaptığım ilk günün sabahı çantamı açtığımda içinin karıncalar tarafından istila edildiğini görmek güne harika bir başlangıç yapmama sebep olmuştu. Çantamda bulunan ağzı açık kalmış müsli bu sevimli yaratıkları mıknatıs gibi bütün gece çantama çekmiş.

2 Yağmur
Çantanızı aldınız, büyük bir heyecanla yola çıktınız ve kötü bir sürpriz yağmur başladı. Özellikle mevsim geçişlerinin olduğu dönemlerde, sık ağaçlık bölgelerde olası bir durumdur. Bu yüzden çantamızda nefes alabilen ve suya karşı dayanıklı yağmurluğumuzu eksik etmiyoruz. Unutmayın kötü hava yoktur, uygun olmayan giysi vardır. Yoğun yağışlarda bir kaç günü çadırda hareket etmeden geçirme riski her zaman vardır.



3 Sıcaklık / Çok Sıcak Hava
Yağmura göre çok daha can sıkıcı bir durum sıcak, güneşli havadır. Çadır bir anda fırına döner. Günlük yürüyüşlerde güneş çarpma ve sıvı kaybı riski çok yüksektir. Bahar ve yaz mevsimlerinde çantamızda yüksek faktörlü güneş kremi mutlaka bulunmalı. Susamayı beklemeden her 10 dakikada bir bol bol sıvı tüketmeli. Şapka kullanılmalı ve uzun süreli yorucu aktivitelerden uzak durulmalı.

4 Gizli Ücretler
Doğada vahşi çadır kampı yerine rahatlık ve konfor amaçlı bir kamp alanını tercih etmiş olabilirsiniz. Benim de zaman zaman hoşuma giden, tercih ettiğim kamp şeklidir. Önceden yaptığınız araştırmalar veya telefon konuşmaları sonucu ücreti öğrenip kamp alanına vardığınızda bir bakıyorsunuz ki size belirtmedikleri ek ücretler ortaya çıkıyor. Kamp alanına göre değişebilen bu uygulama ücretli duş, sıcak su, havlu, çadır başına 2 kişiden fazlasının ek ücrete tabi olması veya yiyecek ve içeceklerin yüksek fiyatları olabilir. Kamp alanı çevrelerinde ATM gibi imkanlar bulunmayacağı için yanınızda bulunan para tahmin ettiğiniz süre yeterli olmayabilir. 10 günlük kamp hayalleri kurarken 5. günün sonunda kendinizi evde bulmak sanırım hiç hoşunuza gitmeyecektir.

Tercih ettiğiniz kamp alanına gitmeden önce internette arama yaparak daha önce kalanların görüşlerini öğrenmeye çalışın. Telefon veya e-posta ile iletişim kurabiliyorsanız aklınıza gelen her detayı sormaktan çekinmeyin.

5 Rahatsızlık Verici Komşu
Kimisi kampa yalnız başına gitmeyi tercih eder kimisi de 3-5 arkadaş toplanıp gitmeyi. Buradaki kelime oyununa aldanmayın. Daha öncede belirttiğim gibi doğada yalnız değilsiniz. Rahatsızlık verici komşunuz yan çadırda aşk yapan arkadaşlarınız da olabilir, horlayan çadır arkadaşınız da. Hiç aklınıza gelmeyecektir fakat dağın başında yapayalnız çadır kampı yapıyor olsanız bile tam uykuya dalacakken çadırın dibinde biten sabaha kadar fiyu fiyu öten bir kuş veya cırcır böceği de kolayca rahatsızlık verici komşu statüsüne erişebilir.

Gece vakti çadırı söküp sessiz bir yer aramak yerine yanınızda taşıyacağınız kulak tıkaçları bu sorunun üstesinden gelmenizi kolaylaştıracaktır. Kulak tıkaçlarını eczanelerden almayı ve yeterince temiz tutmayı unutmayın.

6 Bonus: Kötü Tuvalet / Banyo

Uygunsuz Tuvaletler 
Kamp alanlarında bulunan tuvalet ve banyoların yeterince temiz olmamasını bonus olarak nitelemeyi uygun gördüm. Çadır kampı yaptığınıza göre doğanın kucağında olduğunuz kesin. Çadır kampına giden umduğu değil bulduğu yerde tuvalet ihtiyacını gidermeli diye düşünüyorum. Banyo için endişe etmeyin. Yakınlarda bulunan su kaynağından pet şişe yardımı ile banyonuzu yapmanız mümkün.

Yanınızda taşıyacağınız ıslak mendil ve sabun bezi bu sorunun üstesinden gelmenize katkıda bulunacaktır.


Bu asırda tanışmak kolay, tanımak zor. Yıllar geçiyor, zaman dahi haksız çıkıyor bazen. İnsan ne tuhaf. Odysseia'yı hatırlayın: "Ne yazık! Ne yazık! Senin gönlün yüzün gibi değilmiş!" Belki de bu mesele, asrın değil insanın meselesi.

💮

Adamın biri, sırtına dengesini sağlamak için gemi küreği almış, göz alıcı mavilikte dipsiz bir uçurumun üzerine gerili çelik halatın üzerinde yavaş yavaş ilerliyor. Halat rüzgârda belli belirsiz gıcırdıyor ve inliyor. O kadar ince ki adam düşününce ayağını nasıl basabildiğine şaşıyor. Kilometrelerce önünde uzanan ufukta parlak bulutlar öbeklenmiş. Arkasındaki manzara da aynen böyle olabilir ama arkasına bakmış değil. Halat anca saatler ya da günler içerisinde ayırt edilebilecek hafiflikte bel veriyor: Alçalmakta. 

   Başının üzerinde (bunu ancak göz ucuyla görüyor, yukarı bakmak ölümcül olabilir) dağ izlenimi veren yamuk hatlı kara bir kütle var. Göl yahut şehir olabilecek ışıltılı lekeler mevcut. Aşağıda apaçık bir gökyüzü, açıktan koyuya tonlarıyla dümdüz, derin bir mavilik duruyor. Üzerine bir bitkinlik çöküyor, dinlenmek için durup çömeliyor ve küreği omuzunda dengeleyip ayakları ve elleriyle halata tutunarak aşağıya, huzur verici bulduğu boşluğa gözünü dikiyor.
   Uzun süredir dengede durmaya çalışarak yürüyor ve aklı gidip geliyor. Düşünceleri çoğunlukla boş ya da bu sonsuz açıklığa mahkûmiyetinin koşullarını defalarca yinelemekten ibaret. Bir düşünce billurlaştığında, beliren şu oluyor: Bir yerlerde bir hüküm verilmekte. Şu anda bile avukatlar uçuşan cüppeleriyle kasvetli koridorları arşınlayarak hâkimin önünde davayı savunacakları salona gidiyorlar. Hâkimin adı dilinin ucunda: Minos ya da belki Yama. Bu, çorak ve boş zihninde bir şeyleri canlandırıyor: Davayı kendi savunmak istiyor.
   Dava aleyhinde sonuçlanırsa batı tarafından rüzgâr esmeye başlayacağını, beyaz bir kütle halinde akın edip yarım küreyi silip süpürerek üzerine geleceğini ve halatı sürükleyip götüreceğini biliyor. Böyle bir duruma karşı taktikler geliştirmeye çalışıyor: Halatın iki ucu da görünür olmasa da, ya rüzgâra doğru dönüp halatın rüzgârın estiği yönüne yürümek ya da fırtına çıktığını gördüğü an, tereddütlü adımda aniden kayıp düşebileceği riskini bile bile, gözünü karartıp koşmaya başlamak. Bu planların beyhudeliğinin farkındaysa da onları kurmaktan kendini alamıyor.
   Halat daha da inceliyor olabilir. Bacakları kuvvetten düşüyor olabilir. Havada bir hareket hissediyor olabilir. Gözleri kapalı, tereddüde düşüyor ve düşmenin getireceği rehaveti düşlüyor. Kendini boş yere halata tutunmaya çalışırken ve elinden kaçırırken görüyor. Ne kadar çabuk gözden yiteceğini ve sonunda düşerek uzaklaştığı dünyaya bakma lüksünü nasıl yakalayacağını, ne olursa olsun bundan kötüsünün olamayacağını bilmenin rahatlığını düşünüyor. Dengesini bulup bir adım daha atıyor.
   Her nesilde bir, bahar dalgaları Troya'nın yıkık surlarına erişir ve o zaman izin verilir bir zamanlar Odysseus olduğunu hatırlamasına.


💮

Zachary Mason - Odysseia'nın Kayıp Bölümleri

Çevirmen: Selin Sıral, Jaguar Yayınları, s.140-142



Öyle şeyler yaşanıyor ki artık; gözlerimize, kulaklarımıza, ellerimiz ve en sevdiklerimiz ve en güvendiklerimize bile inanamıyoruz. "Batan Güneş"teki şu bölümü hatırlıyoruz: "'Anne', dedim. 'Bugüne kadar dünyayı hiç tanımamışım.'" Sanırım hiç tanıyamayacağız sevgili okur. Kitaplar da olmasa...

                                                  💮


Ben sefil insanları severim, özellikle bu yaftayı taşıyanları. Ben de sefalete dalmak istiyorum. Benim için başka yaşam biçimleri olabileceğini hissediyorum. Siz Japonya’da, yaftalı bir serserinin en belirgin örneğisiniz. Naoji, pek çok kişinin sizin hakkınızda böyle düşündüğünü, sizden nefret edildiğini ve çoğu kez size saldırıldığını söyledi. Tüm bu hikâyeler, sizi daha çok sevmeme neden oluyor. Ne olduğunuzu düşünürken pek çok kız arkadaşınız olduğu sonucuna varıyorum. Ama bundan sonra, yavaş yavaş, sadece beni sever olacaksınız. Böyle düşünmekten kendimi alamıyorum. Benimle yaşamaya başlayınca, mutluluk içinde çalışacaksınız. Çocukken benimle birlikte yaşamanın mutluluk verdiği tekrarlanıp dururdu. Beğenilmemenin anlamını bilmem. Beni her zaman çok hoş bulmuşlardır. Bu yüzden sizin de hoşunuza gideceğimden eminim.

   Görüşsek ne güzel olurdu! Artık sizden bir yanıt ya da buna benzer şeyler beklemiyorum. Sizi görmek istiyorum. Bence en basiti, benim sizi görmeye Tokyo’ya gelmem olur. Ama Anne’nin hastabakıcısı ve hizmetçisi oldum. Onu gerçekten bırakamam. Lütfen buraya gelin. Sizi görmek istiyorum. Bir kerecik de olsa. O zaman her şeyi anlardınız. Ağzımın iki kenarında oluşan çizgileri görürdünüz. Yüzyılın mutsuzluk çizgilerini. Bundan eminim.
   İlk mektubumda, göğsümde varolan bir gökkuşağından söz etmiştim. Bu gökkuşağı, yıldızların ince parlaklığına sahip değil. Öylesine hafif, öylesine uzak olsaydı, böyle acı çekmezdim ve zamanla sizi unutabilirsin. Göğsümdeki gökkuşağı bir alev köprüsü. Öylesine güçlü ki içim yanıyor. Uyuşturucudan yoksun kalmış bir bağımlı bu kadar acı duyamaz. Yanılmadığımdan eminim, sapıklık göstermiyorum; tamamıyla bilinçli olduğum halde, arasıra delilik yaptığım düşüncesiyle ürperiyorum. Deliriyor muyum, diye düşündüğüm oluyor. Oysa kendi başıma, kendime hakim olarak plan yapma gücüm var. Lütfen, bir kez olsun gelin. Hangi gün olursa olsun. Dışarıya hiç çıkmayıp sadece sizi bekleyeceğim. Lütfen bana inanın.


                                                    💮



Osamu Dazai - Batan Güneş

Çevirmen: Esin Talu-Çelikkan, Olvido Kitap, s.71-72

Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

ABOUT ME

I could look back at my life and get a good story out of it. It's a picture of somebody trying to figure things out.

POPULAR POSTS

  • "Narla İncire Gazel" - Bilge Karasu
    "Sana, penceremin önünde duran o vişne ağacını anlatmıştım. Karanlıkta bile, ona bakmak bir mutluluktu, bolartırdı gönlümü. Sen o vişne...
  • "Bile Bile Bilinmeze Gelmiş Olmak" - Şafak Akyazıcı
    Şu lanet olası göz kalemini altıncı defa yüzüme yayılmış şekilde görmeye tahammül edemiyorum. Üniversite sınavını bile ilk girişimde kazandı...
  • "Mezarımdan Yazıyorum" - Machado de Assis
      Bildiğim kadarıyla şimdiye dek kendi hezeyanlarını anlatan kimse yok. Bunu ben yapacağım, bilim dünyası da bana minnettar kalacak. Okur, p...
  • "Ağaçtaki Kız" - Şebnem İşigüzel
    Sen Buralarda Yokken    Bu bir özgürlük ve aşk hikâyesidir. İki hasta gencin hikâyesi. Birisi benim.    O gece, bundan böyle üzerinde yaşaya...
  • YEDİGÖLLERDE KAMP
    Batı Karadeniz Bölgesi’nin vazgeçilmezi Yedigöller, oldukça engebeli ve büyük bir arazi içerisinde oluşmuş. Sık ormanlarla çevrili Yedigölle...
  • "Bahar İsyancıdır" - Onat Kutlar
     Bu özelliğimi ilk kez, çocukken fark ettim. Evimizin avluya bakan ikinci kat odasının penceresi önünde oturmuş, garip bir olayı izliyordum....
  • "Şizodüş" - Merve Sevde Selvi
    Akşam oluyor. Şehrin üstüne karanlık inerken daralan göğsümü, dünyanın muhtelif yerlerindeki gün doğumlarını düşünerek geniş tutuyorum. Masa...
  • INTERRAİL’DA NASIL SEYAHAT EDİLİR?
    Adından da anladığımız üzere interrail bizim Avrupa boyunca tren ile yaptığımız bir seyahat şeklidir.Genel olarak interrail’a başlamayı düşü...
  • "İç Dünyamdan Notlar" - Paul Auster
     3 Ocak 2012, son kitabını yazmaya başladığın günden tam tamına bir yıl sonra. Bedenin konusunda yazmak, fiziksel varlığının yaşadığı sayısı...
  • "Rappaccini'nin Kızı" - Nathaniel Hawthorne
    Giovanni o gün kendisine hitaben yazılmış bir tavsiye mektubu getirdiği, üniversitedeki tıp profesörlerinden Sinyor Pietro Baglioni'ye b...

Advertisement

Follow us on Facebook

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

EREN ARDA GÜLER. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Featured Post (Slider)

Kötüye Kullanım Bildir

Archive

  • ▼  2020 ( 184 )
    • ▼  Mayıs ( 50 )
      • Osman Şahin - Mahşer
      • Robert Seethaler - Toprak
      • Oya Baydar - Elveda Alyoşa
      • Zygmunt Bauman - Akışkan Aşk
      • Drago Jancar - Kehanet
      • B. Nihan Eren - Hayat Otel
      • Yücel Balku - Sükût Ayyuka Çıkar
      • Robert Musil - Hayalperestler
      • Andre Gide - Pastoral Senfoni
      • Karl Polanyi - Büyük Dönüşüm
      • Bilge Karasu - Gece
      • Stefan Zweig - Bir Çöküşün Romanı
      • Özcan Karabulut - Baştan Sona Yalnızlık
      • Michel Houellebecq - Kuşatılmış Yaşamlar
      • Melisa Yılmaz - Üflenmemiş Rüzgârlar
      • Kazuo İshiguro - Gömülü Dev
      • Jean-Christophe Grangé - Son Av
      • Nezihe Altuğ - Seviname
      • Jeanette Winterson - Tek Meyve Portakal Değildir
      • B. Nihan Eren - Kör Pencerede Uyuyan
      • Selçuk Baran - Bozkır Çiçekleri
      • Hakan Bıçakcı - Aramızdaki En Kısa Mesafe
      • DARIDERE KAMP ALANI
      • MEDUSA CAFE BAR CAMPING
      • CAN MOCAMP
      • CAMP İSTANBUL
      • KAŞ CAMPING
      • CAMPING ADRİAKE
      • HİNDİBA DOĞA EVİ / PANSİYON
      • KABATEPE ORMAN KAMPI
      • KARAASLAN CAMPING TESİSLERİ
      • BOLU ALADAĞ KAMP EĞİTİM MERKEZİ (ALADAĞ GENÇLİK İZ...
      • KAMP ALANI: TARIK'IN YERİ
      • TEZEL CAMPING
      • GÜNBATMADAN KAMP ALANI
      • ŞİMŞİRLİK KAMP ALANI VE ALABALIK TESİSLERİ
      • KAMP ALANI: CAMPING VILLAGE ROMA
      • KAMP ALANI: CAMPING HOTEL CITTA Dİ BOLOGNA
      • KAMP ALANI: CAMPING FUSİNA TOURIST VILLAGE
      • KAMP ALANI: DALYAN CAMPING MUĞLA
      • KAMP ALANI: GÖKOVA AKKAYA ORMAN KAMPI
      • KAMP ALANI: ANT CAMPING BALIKESİR
      • KAMP ALANI: GÜZELDERE ŞELALESİ DÜZCE
      • KAMP ALANI: ADA PANSİYON ANTALYA
      • GAZİANTEP'İN ÇIRAĞANI: HIŞVAHAN HAN
      • ZEUGMA
      • MEDENİYETİN BAŞLANGICI: GÖBEKLİTEPE
      • BULUTLAR ÜLKESİ: POKUT YAYLASI
      • ANKARA ULUCANLAR CEZAEVİ
      • GAZİANTEP BEY MAHALLESİ
    • ►  Nisan ( 44 )
    • ►  Mart ( 17 )
    • ►  Şubat ( 73 )
  • ►  2019 ( 258 )
    • ►  Kasım ( 43 )
    • ►  Ekim ( 43 )
    • ►  Eylül ( 53 )
    • ►  Ağustos ( 6 )
    • ►  Temmuz ( 2 )
    • ►  Haziran ( 9 )
    • ►  Mayıs ( 16 )
    • ►  Nisan ( 56 )
    • ►  Mart ( 15 )
    • ►  Şubat ( 7 )
    • ►  Ocak ( 8 )
  • ►  2018 ( 51 )
    • ►  Aralık ( 7 )
    • ►  Kasım ( 8 )
    • ►  Ekim ( 7 )
    • ►  Eylül ( 3 )
    • ►  Temmuz ( 2 )
    • ►  Haziran ( 3 )
    • ►  Mayıs ( 1 )
    • ►  Nisan ( 4 )
    • ►  Mart ( 3 )
    • ►  Şubat ( 5 )
    • ►  Ocak ( 8 )
  • ►  2017 ( 11 )
    • ►  Aralık ( 1 )
    • ►  Ekim ( 10 )

Bu Blogda Ara

Blog Archive

  • ▼  2020 ( 184 )
    • ▼  Mayıs 2020 ( 50 )
      • Osman Şahin - Mahşer
      • Robert Seethaler - Toprak
      • Oya Baydar - Elveda Alyoşa
      • Zygmunt Bauman - Akışkan Aşk
      • Drago Jancar - Kehanet
      • B. Nihan Eren - Hayat Otel
      • Yücel Balku - Sükût Ayyuka Çıkar
      • Robert Musil - Hayalperestler
      • Andre Gide - Pastoral Senfoni
      • Karl Polanyi - Büyük Dönüşüm
      • Bilge Karasu - Gece
      • Stefan Zweig - Bir Çöküşün Romanı
      • Özcan Karabulut - Baştan Sona Yalnızlık
      • Michel Houellebecq - Kuşatılmış Yaşamlar
      • Melisa Yılmaz - Üflenmemiş Rüzgârlar
      • Kazuo İshiguro - Gömülü Dev
      • Jean-Christophe Grangé - Son Av
      • Nezihe Altuğ - Seviname
      • Jeanette Winterson - Tek Meyve Portakal Değildir
      • B. Nihan Eren - Kör Pencerede Uyuyan
      • Selçuk Baran - Bozkır Çiçekleri
      • Hakan Bıçakcı - Aramızdaki En Kısa Mesafe
      • DARIDERE KAMP ALANI
      • MEDUSA CAFE BAR CAMPING
      • CAN MOCAMP
      • CAMP İSTANBUL
      • KAŞ CAMPING
      • CAMPING ADRİAKE
      • HİNDİBA DOĞA EVİ / PANSİYON
      • KABATEPE ORMAN KAMPI
      • KARAASLAN CAMPING TESİSLERİ
      • BOLU ALADAĞ KAMP EĞİTİM MERKEZİ (ALADAĞ GENÇLİK İZ...
      • KAMP ALANI: TARIK'IN YERİ
      • TEZEL CAMPING
      • GÜNBATMADAN KAMP ALANI
      • ŞİMŞİRLİK KAMP ALANI VE ALABALIK TESİSLERİ
      • KAMP ALANI: CAMPING VILLAGE ROMA
      • KAMP ALANI: CAMPING HOTEL CITTA Dİ BOLOGNA
      • KAMP ALANI: CAMPING FUSİNA TOURIST VILLAGE
      • KAMP ALANI: DALYAN CAMPING MUĞLA
      • KAMP ALANI: GÖKOVA AKKAYA ORMAN KAMPI
      • KAMP ALANI: ANT CAMPING BALIKESİR
      • KAMP ALANI: GÜZELDERE ŞELALESİ DÜZCE
      • KAMP ALANI: ADA PANSİYON ANTALYA
      • GAZİANTEP'İN ÇIRAĞANI: HIŞVAHAN HAN
      • ZEUGMA
      • MEDENİYETİN BAŞLANGICI: GÖBEKLİTEPE
      • BULUTLAR ÜLKESİ: POKUT YAYLASI
      • ANKARA ULUCANLAR CEZAEVİ
      • GAZİANTEP BEY MAHALLESİ
    • ►  Nisan 2020 ( 44 )
    • ►  Mart 2020 ( 17 )
    • ►  Şubat 2020 ( 73 )
  • ►  2019 ( 258 )
    • ►  Kasım 2019 ( 43 )
    • ►  Ekim 2019 ( 43 )
    • ►  Eylül 2019 ( 53 )
    • ►  Ağustos 2019 ( 6 )
    • ►  Temmuz 2019 ( 2 )
    • ►  Haziran 2019 ( 9 )
    • ►  Mayıs 2019 ( 16 )
    • ►  Nisan 2019 ( 56 )
    • ►  Mart 2019 ( 15 )
    • ►  Şubat 2019 ( 7 )
    • ►  Ocak 2019 ( 8 )
  • ►  2018 ( 51 )
    • ►  Aralık 2018 ( 7 )
    • ►  Kasım 2018 ( 8 )
    • ►  Ekim 2018 ( 7 )
    • ►  Eylül 2018 ( 3 )
    • ►  Temmuz 2018 ( 2 )
    • ►  Haziran 2018 ( 3 )
    • ►  Mayıs 2018 ( 1 )
    • ►  Nisan 2018 ( 4 )
    • ►  Mart 2018 ( 3 )
    • ►  Şubat 2018 ( 5 )
    • ►  Ocak 2018 ( 8 )
  • ►  2017 ( 11 )
    • ►  Aralık 2017 ( 1 )
    • ►  Ekim 2017 ( 10 )

Combine

Horizontal

Vertical1

Vertical2

Gallery

Portfolio

  • Home
  • Features
  • _Multi DropDown
  • __DropDown 1
  • __DropDown 2
  • __DropDown 3
  • _ShortCodes
  • _SiteMap
  • _Error Page
  • Learn Blogging
  • Documentation
  • _Web Documentation
  • _Video Documentation
  • Download This Template

Footer Menu Widget

  • Home
  • About
  • Contact Us

Social Plugin

Contact us

About

Channels

  • abd
  • adana
  • afrika
  • afyon
  • ağva kilimli koyu
  • airport
  • almanya
  • amerika
  • andorra
  • anı harabeleri
  • ankara
  • antalya
  • apostil
  • app
  • araç
  • arkadaş
  • asya
  • Atatürk
  • avrupa
  • avusturya
  • ayder yaylası
  • balıkesir
  • balkanlar
  • bandırma
  • banka
  • bebek
  • belarus
  • bisiklet
  • bisikletli kamp
  • blog
  • blogger
  • bolu
  • bosna hersek
  • bursa
  • card
  • couchsurfing
  • çadır
  • çadır kurulumu
  • çalışmak
  • çıldır gölü
  • çin
  • çin seddi
  • çipli pasaport
  • denizli
  • doğa
  • doğu ekspresi
  • dolar
  • dost
  • dünya
  • e-pasaport
  • elazığ
  • en iyi bölgeler
  • erciyes ekspresi
  • erzurum
  • eskişehir
  • etik
  • euro
  • evcil
  • everest
  • festival
  • fırat ekspresi
  • fotoğrafçılık
  • galata kulesi
  • gecelemek
  • gezi
  • glamping
  • gümüşhane
  • güney kurtalan ekspresi
  • gürcistan
  • güvenilir
  • güvenlik
  • harcama
  • hava durumu
  • havaalanı
  • havalimanı
  • hayvan
  • hindistan
  • hostel
  • ısparta
  • iç anadolu
  • ingiltere
  • interrail
  • isic card
  • istanbul
  • iş
  • izmir
  • jet lag
  • kahvaltı
  • kamp
  • kamp alanı
  • kamp amerika
  • kamp eczanesi
  • kamp ekipman
  • kamp matı
  • kamp mutfağı
  • kanada
  • karadağ
  • karadeniz
  • karavan
  • karavan kampı
  • karesi ekspresi
  • karester yaylası
  • kars
  • kars kalesi
  • kart
  • kasım
  • kastamonu
  • kayak
  • kayak merkezleri
  • kayseri
  • kıbrıs
  • kış
  • kızılcahamam
  • kira
  • kocaeli
  • konaklama
  • kosova
  • kredi kartı
  • kutlama
  • küba
  • kültür
  • kütahya
  • macera
  • makedonya
  • malatya
  • maliyet
  • manzara
  • marmara
  • mil
  • miras
  • moldova
  • osmaniye
  • otel
  • outdoor
  • oyun
  • öğrenci
  • pamukkale
  • para
  • pasaport
  • rehber
  • rize
  • rota
  • rüzgar
  • sabahlamak
  • seyahat
  • sırbistan
  • sırt çantası
  • singapur
  • şile
  • tarih
  • tatil
  • tax free
  • tcdd
  • telefon
  • temizlik
  • tırmanma
  • travel
  • tren
  • türk lirası
  • türkiye
  • ucuz
  • uçak
  • ukrayna
  • uluslararası
  • uygulama
  • uyku tulumu
  • uyumak
  • uzungöl
  • ülke
  • üniversite
  • vanlife
  • vatandaşlık
  • verçenik yaylası
  • vergi
  • vietnam
  • visa
  • vize
  • vizesiz ülkeler
  • wordpress
  • work
  • work and travel
  • world
  • yapıt
  • yaz
  • yedigöller
  • yemek
  • yeşil pasaport
  • yeşillik
  • yurtdışı

Categories

  • abd
  • adana
  • afrika
  • afyon
  • ağva kilimli koyu
  • airport
  • almanya
  • amerika
  • andorra
  • anı harabeleri
  • ankara
  • antalya
  • apostil
  • app
  • araç
  • arkadaş
  • asya
  • Atatürk
  • avrupa
  • avusturya
  • ayder yaylası
  • balıkesir
  • balkanlar
  • bandırma
  • banka
  • bebek
  • belarus
  • bisiklet
  • bisikletli kamp
  • blog
  • blogger
  • bolu
  • bosna hersek
  • bursa
  • card
  • couchsurfing
  • çadır
  • çadır kurulumu
  • çalışmak
  • çıldır gölü
  • çin
  • çin seddi
  • çipli pasaport
  • denizli
  • doğa
  • doğu ekspresi
  • dolar
  • dost
  • dünya
  • e-pasaport
  • elazığ
  • en iyi bölgeler
  • erciyes ekspresi
  • erzurum
  • eskişehir
  • etik
  • euro
  • evcil
  • everest
  • festival
  • fırat ekspresi
  • fotoğrafçılık
  • galata kulesi
  • gecelemek
  • gezi
  • glamping
  • gümüşhane
  • güney kurtalan ekspresi
  • gürcistan
  • güvenilir
  • güvenlik
  • harcama
  • hava durumu
  • havaalanı
  • havalimanı
  • hayvan
  • hindistan
  • hostel
  • ısparta
  • iç anadolu
  • ingiltere
  • interrail
  • isic card
  • istanbul
  • iş
  • izmir
  • jet lag
  • kahvaltı
  • kamp
  • kamp alanı
  • kamp amerika
  • kamp eczanesi
  • kamp ekipman
  • kamp matı
  • kamp mutfağı
  • kanada
  • karadağ
  • karadeniz
  • karavan
  • karavan kampı
  • karesi ekspresi
  • karester yaylası
  • kars
  • kars kalesi
  • kart
  • kasım
  • kastamonu
  • kayak
  • kayak merkezleri
  • kayseri
  • kıbrıs
  • kış
  • kızılcahamam
  • kira
  • kocaeli
  • konaklama
  • kosova
  • kredi kartı
  • kutlama
  • küba
  • kültür
  • kütahya
  • macera
  • makedonya
  • malatya
  • maliyet
  • manzara
  • marmara
  • mil
  • miras
  • moldova
  • osmaniye
  • otel
  • outdoor
  • oyun
  • öğrenci
  • pamukkale
  • para
  • pasaport
  • rehber
  • rize
  • rota
  • rüzgar
  • sabahlamak
  • seyahat
  • sırbistan
  • sırt çantası
  • singapur
  • şile
  • tarih
  • tatil
  • tax free
  • tcdd
  • telefon
  • temizlik
  • tırmanma
  • travel
  • tren
  • türk lirası
  • türkiye
  • ucuz
  • uçak
  • ukrayna
  • uluslararası
  • uygulama
  • uyku tulumu
  • uyumak
  • uzungöl
  • ülke
  • üniversite
  • vanlife
  • vatandaşlık
  • verçenik yaylası
  • vergi
  • vietnam
  • visa
  • vize
  • vizesiz ülkeler
  • wordpress
  • work
  • work and travel
  • world
  • yapıt
  • yaz
  • yedigöller
  • yemek
  • yeşil pasaport
  • yeşillik
  • yurtdışı

PGA Head Teaching Professional

Fotoğrafım
erenardaguler
Profilimin tamamını görüntüle

Channels

  • abd
  • adana
  • afrika
  • afyon
  • ağva kilimli koyu
  • airport
  • almanya
  • amerika
  • andorra
  • anı harabeleri
  • ankara
  • antalya
  • apostil
  • app
  • araç
  • arkadaş
  • asya
  • Atatürk
  • avrupa
  • avusturya
  • ayder yaylası
  • balıkesir
  • balkanlar
  • bandırma
  • banka
  • bebek
  • belarus
  • bisiklet
  • bisikletli kamp
  • blog
  • blogger
  • bolu
  • bosna hersek
  • bursa
  • card
  • couchsurfing
  • çadır
  • çadır kurulumu
  • çalışmak
  • çıldır gölü
  • çin
  • çin seddi
  • çipli pasaport
  • denizli
  • doğa
  • doğu ekspresi
  • dolar
  • dost
  • dünya
  • e-pasaport
  • elazığ
  • en iyi bölgeler
  • erciyes ekspresi
  • erzurum
  • eskişehir
  • etik
  • euro
  • evcil
  • everest
  • festival
  • fırat ekspresi
  • fotoğrafçılık
  • galata kulesi
  • gecelemek
  • gezi
  • glamping
  • gümüşhane
  • güney kurtalan ekspresi
  • gürcistan
  • güvenilir
  • güvenlik
  • harcama
  • hava durumu
  • havaalanı
  • havalimanı
  • hayvan
  • hindistan
  • hostel
  • ısparta
  • iç anadolu
  • ingiltere
  • interrail
  • isic card
  • istanbul
  • iş
  • izmir
  • jet lag
  • kahvaltı
  • kamp
  • kamp alanı
  • kamp amerika
  • kamp eczanesi
  • kamp ekipman
  • kamp matı
  • kamp mutfağı
  • kanada
  • karadağ
  • karadeniz
  • karavan
  • karavan kampı
  • karesi ekspresi
  • karester yaylası
  • kars
  • kars kalesi
  • kart
  • kasım
  • kastamonu
  • kayak
  • kayak merkezleri
  • kayseri
  • kıbrıs
  • kış
  • kızılcahamam
  • kira
  • kocaeli
  • konaklama
  • kosova
  • kredi kartı
  • kutlama
  • küba
  • kültür
  • kütahya
  • macera
  • makedonya
  • malatya
  • maliyet
  • manzara
  • marmara
  • mil
  • miras
  • moldova
  • osmaniye
  • otel
  • outdoor
  • oyun
  • öğrenci
  • pamukkale
  • para
  • pasaport
  • rehber
  • rize
  • rota
  • rüzgar
  • sabahlamak
  • seyahat
  • sırbistan
  • sırt çantası
  • singapur
  • şile
  • tarih
  • tatil
  • tax free
  • tcdd
  • telefon
  • temizlik
  • tırmanma
  • travel
  • tren
  • türk lirası
  • türkiye
  • ucuz
  • uçak
  • ukrayna
  • uluslararası
  • uygulama
  • uyku tulumu
  • uyumak
  • uzungöl
  • ülke
  • üniversite
  • vanlife
  • vatandaşlık
  • verçenik yaylası
  • vergi
  • vietnam
  • visa
  • vize
  • vizesiz ülkeler
  • wordpress
  • work
  • work and travel
  • world
  • yapıt
  • yaz
  • yedigöller
  • yemek
  • yeşil pasaport
  • yeşillik
  • yurtdışı

Subscribe To Sarah Bennett Blog

Kayıtlar
Atom
Kayıtlar
Tüm Yorumlar
Atom
Tüm Yorumlar

Slider Widget

5/recent/slider

CATEGORIES

  • abd
  • adana
  • afrika
  • afyon
  • ağva kilimli koyu
  • airport
  • almanya
  • amerika
  • andorra
  • anı harabeleri
  • ankara
  • antalya
  • apostil
  • app
  • araç
  • arkadaş
  • asya
  • Atatürk
  • avrupa
  • avusturya
  • ayder yaylası
  • balıkesir
  • balkanlar
  • bandırma
  • banka
  • bebek
  • belarus
  • bisiklet
  • bisikletli kamp
  • blog
  • blogger
  • bolu
  • bosna hersek
  • bursa
  • card
  • couchsurfing
  • çadır
  • çadır kurulumu
  • çalışmak
  • çıldır gölü
  • çin
  • çin seddi
  • çipli pasaport
  • denizli
  • doğa
  • doğu ekspresi
  • dolar
  • dost
  • dünya
  • e-pasaport
  • elazığ
  • en iyi bölgeler
  • erciyes ekspresi
  • erzurum
  • eskişehir
  • etik
  • euro
  • evcil
  • everest
  • festival
  • fırat ekspresi
  • fotoğrafçılık
  • galata kulesi
  • gecelemek
  • gezi
  • glamping
  • gümüşhane
  • güney kurtalan ekspresi
  • gürcistan
  • güvenilir
  • güvenlik
  • harcama
  • hava durumu
  • havaalanı
  • havalimanı
  • hayvan
  • hindistan
  • hostel
  • ısparta
  • iç anadolu
  • ingiltere
  • interrail
  • isic card
  • istanbul
  • iş
  • izmir
  • jet lag
  • kahvaltı
  • kamp
  • kamp alanı
  • kamp amerika
  • kamp eczanesi
  • kamp ekipman
  • kamp matı
  • kamp mutfağı
  • kanada
  • karadağ
  • karadeniz
  • karavan
  • karavan kampı
  • karesi ekspresi
  • karester yaylası
  • kars
  • kars kalesi
  • kart
  • kasım
  • kastamonu
  • kayak
  • kayak merkezleri
  • kayseri
  • kıbrıs
  • kış
  • kızılcahamam
  • kira
  • kocaeli
  • konaklama
  • kosova
  • kredi kartı
  • kutlama
  • küba
  • kültür
  • kütahya
  • macera
  • makedonya
  • malatya
  • maliyet
  • manzara
  • marmara
  • mil
  • miras
  • moldova
  • osmaniye
  • otel
  • outdoor
  • oyun
  • öğrenci
  • pamukkale
  • para
  • pasaport
  • rehber
  • rize
  • rota
  • rüzgar
  • sabahlamak
  • seyahat
  • sırbistan
  • sırt çantası
  • singapur
  • şile
  • tarih
  • tatil
  • tax free
  • tcdd
  • telefon
  • temizlik
  • tırmanma
  • travel
  • tren
  • türk lirası
  • türkiye
  • ucuz
  • uçak
  • ukrayna
  • uluslararası
  • uygulama
  • uyku tulumu
  • uyumak
  • uzungöl
  • ülke
  • üniversite
  • vanlife
  • vatandaşlık
  • verçenik yaylası
  • vergi
  • vietnam
  • visa
  • vize
  • vizesiz ülkeler
  • wordpress
  • work
  • work and travel
  • world
  • yapıt
  • yaz
  • yedigöller
  • yemek
  • yeşil pasaport
  • yeşillik
  • yurtdışı

Advertisement

Main Ad

Trend Tags

  • abd
  • adana
  • afrika
  • afyon
  • ağva kilimli koyu
  • airport
  • almanya
  • amerika
  • andorra
  • anı harabeleri
  • ankara
  • antalya
  • apostil
  • app
  • araç
  • arkadaş
  • asya
  • Atatürk
  • avrupa
  • avusturya
  • ayder yaylası
  • balıkesir
  • balkanlar
  • bandırma
  • banka
  • bebek
  • belarus
  • bisiklet
  • bisikletli kamp
  • blog
  • blogger
  • bolu
  • bosna hersek
  • bursa
  • card
  • couchsurfing
  • çadır
  • çadır kurulumu
  • çalışmak
  • çıldır gölü
  • çin
  • çin seddi
  • çipli pasaport
  • denizli
  • doğa
  • doğu ekspresi
  • dolar
  • dost
  • dünya
  • e-pasaport
  • elazığ
  • en iyi bölgeler
  • erciyes ekspresi
  • erzurum
  • eskişehir
  • etik
  • euro
  • evcil
  • everest
  • festival
  • fırat ekspresi
  • fotoğrafçılık
  • galata kulesi
  • gecelemek
  • gezi
  • glamping
  • gümüşhane
  • güney kurtalan ekspresi
  • gürcistan
  • güvenilir
  • güvenlik
  • harcama
  • hava durumu
  • havaalanı
  • havalimanı
  • hayvan
  • hindistan
  • hostel
  • ısparta
  • iç anadolu
  • ingiltere
  • interrail
  • isic card
  • istanbul
  • iş
  • izmir
  • jet lag
  • kahvaltı
  • kamp
  • kamp alanı
  • kamp amerika
  • kamp eczanesi
  • kamp ekipman
  • kamp matı
  • kamp mutfağı
  • kanada
  • karadağ
  • karadeniz
  • karavan
  • karavan kampı
  • karesi ekspresi
  • karester yaylası
  • kars
  • kars kalesi
  • kart
  • kasım
  • kastamonu
  • kayak
  • kayak merkezleri
  • kayseri
  • kıbrıs
  • kış
  • kızılcahamam
  • kira
  • kocaeli
  • konaklama
  • kosova
  • kredi kartı
  • kutlama
  • küba
  • kültür
  • kütahya
  • macera
  • makedonya
  • malatya
  • maliyet
  • manzara
  • marmara
  • mil
  • miras
  • moldova
  • osmaniye
  • otel
  • outdoor
  • oyun
  • öğrenci
  • pamukkale
  • para
  • pasaport
  • rehber
  • rize
  • rota
  • rüzgar
  • sabahlamak
  • seyahat
  • sırbistan
  • sırt çantası
  • singapur
  • şile
  • tarih
  • tatil
  • tax free
  • tcdd
  • telefon
  • temizlik
  • tırmanma
  • travel
  • tren
  • türk lirası
  • türkiye
  • ucuz
  • uçak
  • ukrayna
  • uluslararası
  • uygulama
  • uyku tulumu
  • uyumak
  • uzungöl
  • ülke
  • üniversite
  • vanlife
  • vatandaşlık
  • verçenik yaylası
  • vergi
  • vietnam
  • visa
  • vize
  • vizesiz ülkeler
  • wordpress
  • work
  • work and travel
  • world
  • yapıt
  • yaz
  • yedigöller
  • yemek
  • yeşil pasaport
  • yeşillik
  • yurtdışı

Pages

  • EV
  • EV
  • EV

Most Trending

  • "Babam Beni Şah Damarımdan Öptü" - Ozan Önen
       İnsan, babası hayattayken, sanki tüm babalar hayattaymış gibi bir yanılgıya; babası öldüğündeyse sanki sadece kendi babası ölmüş gibi bir...
  • "Kadın Yok Savaşın Yüzünde" - Svetlana Aleksiyeviç
     İnsan savaştan büyük...     Büyük olduğu sahneler akılda kalan. Savaşta insanı yönlendiren bir şey var ki tarihten bile güçlü. Daha derinde...
  • "İpekli Mendil" - Sait Faik Abasıyanık
    Vakit geçiyor. Gün akşama, akşam geceye dönüyor ve bütün bunlara kuşlar şahit, gök şahit, insan şahit. Yaşlanıyoruz. Sait Faik nasıl anlatıy...
  • Tolstoy - Polikuşka
     Tam da o sırada Yegor Mihayloviç konağın kapısında gözüktü. Şapkalar art arda başlardan alındı, kâhya yaklaştıkça ortasından, önünden dazla...
  • Rebecca Solnit - Karanlıktaki Umut
      Neden-sonuç ilişkisi tarihin ileri doğru hareket ettiğini varsayar ama tarih bir orduya benzemez. Tarih, yanlamasına seğirten bir yengeç, ...
  • "Pan" - Knut Hamsun
     Üçüncü Demir Gece; olanca gerginlik içinde bir gece. Hiç değilse biraz don olsaydı! Don yerine gündüzün güneşinden kalma bir sıcaklık; ılık...
  • UKRAYNA'YA GİTMEK
    ARABA İLE GİTMEK… Mail kutuma yoğun bir şekilde gelen bir diğer soru, Ukrayna’ya araba ile gitmek. Her ne kadar Ukrayna’ya araba ile yolculu...
  • ŞİMŞİRLİK KAMP ALANI VE ALABALIK TESİSLERİ
    Ulaşım Düzce merkezine, İstanbul yada Ankara'dan otoban yoluyla ulaşmak mümkün. İstanbul - Düzce otoban çıkışı 210 km. Merkeze ulaştığın...
  • KAMP MATI NEDİR VE NASIL SEÇİLİR?
    Özellikle uzun süre yürüyerek seyahat ederken yaptığım doğa kampları sırasında karşılaştığım en keyif bozucu durum kamp çadırını kuracak uyg...
  • "Şizodüş" - Merve Sevde Selvi
    Akşam oluyor. Şehrin üstüne karanlık inerken daralan göğsümü, dünyanın muhtelif yerlerindeki gün doğumlarını düşünerek geniş tutuyorum. Masa...

Featured Posts

About Me


I could look back at my life and get a good story out of it. It's a picture of somebody trying to figure things out. Great things in business are never done by one person. They’re done by a team of people.

Popular Posts

  • "Narla İncire Gazel" - Bilge Karasu
  • "Bile Bile Bilinmeze Gelmiş Olmak" - Şafak Akyazıcı
  • "Mezarımdan Yazıyorum" - Machado de Assis

Advertisement

Designed By OddThemes | Distributed By Blogger Templates